Okul öncesi eğitim özellikle 1980 sonrası ülkemizde canlanmaya başlamış bir faaliyet olmakla birlikte dünyanın -gelişmiş dünyanın- ulaştığı noktaya varmaya hala çok mesafe var. Eğitim faaliyetlerinin geliştirilmesi işi daha çok devletin topluma yönelik bir hizmeti olarak devlet tarafından geliştirilmeye, yapılmaya çalışılan bir faaliyet biçiminde düzenlenince bütün sorumluluk da doğal olarak devlet kurumlarının üzerinde kalmaktadır. Uzun yıllar boyunca temel eğitimi ülkenin her tarafına yayma çabası içine girilince temel eğitimin dışında kalan tüm öğretim kademeleri neredeyse ikinci planda kalır hale gelmiştir. İlköğretim sonrası ortaöğretim, yükseköğretim kademeleri de geliştirilmeye çalışılırken okul öncesi eğitim yeterince dikkate alınmamış, alınamamıştır. Oysa insanın fiziksel, ruhsal, zihinsel, duygusal, sosyal ve diğer bir çok yönlerden hızlı ve köklü değişmelerin yaşandığı hayatın ilk yılları için okul öncesi eğitim çok daha can alıcı bir öneme sahiptir. Özellikle ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden yeterince gelişmemiş yörelerdeki toplum gruplarının genel toplumsal ortalamaya yaklaştırılmasında çok daha önemli olduğu ortadadır.
Son yıllarda okul öncesi eğitimin önemine vurgu daha da artmış ve yaygınlaştırılması amacıyla geçmişe göre göze çarpan bir hızlanma ortaya çıkmıştır. Okul öncesi eğitime yönelik programlar üzerinde yapılan değişiklikler, mevzuatta yapılan değişiklikler işleyişi daha sağlıklı bir zemine oturtma sürecinde önemli adımlardır. Ancak personel, fiziki ortam, araç gereç, yöntem-teknik ve uygulama anlamında halen önemli sorunlar devam etmektedir. Okul öncesi eğitim faaliyetlerinin içinde bulunduğu kurumsal yapıların başındaki kişilerin okul öncesi eğitim hizmetlerini yürütme, yönetme becerisi de bu faaliyetlerin niteliğinde önemli bir faktördür.
Okul öncesi eğitim programına yönelik olarak bakanlığın hazırladığı planlama ve uygulamaya yönelik kılavuz kitaplar, programın uygulanmasında alan uzmanlarının hazırladığı programın uygulanmasında öğretmenlerin dikkat etmeleri gereken hususları içeren kitaplar yönetici ve öğretmenler için gerçekten yararlı dokümanlardır. Özellikle alan uzmanlarınca hazırlanmış olan okul öncesi okul programını, bu çağ çocuklarının özelliklerini, öğrenme-öğretme sürecini, ortamların düzenlenmesini, aile katılımını ve ölçme değerlendirmede kullanılacak çeşitli dokümanların tanıtımını yapan kitapların yönetici, öğretmen ve denetim elemanları hatta veliler tarafından etkin bir şekilde incelenmesi, anlaşılması, değerlendirilmesi ve kullanılması gerekiyor.
Okul yöneticileri okul öncesi eğitim kurumları yönetmeliğini ve Bakanlığın gönderdiği genelgeleri ayrıntılı bir şekilde inceleyerek anlamaları gerekiyor. Bu okul öncesi eğitim kurumlarının işleyişinin öğrenilmesi açısından en temel basamaklardan ilki. Yasal anlamda yapılması gereken işler bu alandaki yönetmelik ve genelgelerle düzenlenmektedir. Okul öncesi eğitimin ilke ve yöntemlerini, işleyiş sürecini, işleyiş biçimini bilmek de bir başka aşamadır. Sadece mevzuatı bilmek kurumların işleyişine yönelik bilgi sahibi olmayı gerektirir. Oysa okul öncesi eğitim faaliyeti kendine has kavram, ilke, yöntem ve tekniklere sahiptir. Bu anlamda etkin bir okul öncesi eğitim faaliyeti bu alandaki temel ilke, kavram, yöntem ve tekniklere hakimiyetle mümkündür. Bu husus üniversite düzeyinde eğitim yapan kurumlarca öğrencilerine verilmeye çalışılır. Ancak okul öncesi eğitim alanında üniversite düzeyinde eğitim almamış bir yönetici için bu durum önemli bir eksiklik olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle en azından temel düzeyde kavram, ilke, yöntem ve tekniklere hakimiyet anlamında bu alana yönelik temel bir takım kitapların okunması gerekiyor. Daha sonra da programlara yönelik kılavuz kitaplardan yararlanma yoluna gidilmelidir. Buraya kadar yaptığımız açıklamalar yönetim kademeleri için söz konusu idi.
Okul öncesi alanda görev yapan öğretmenlerin de yukarıda yöneticiler için belirlenmiş usullere uyması gerekiyor. Yöneticiler kadar öğretmenlerin de okul öncesi eğitime yönelik mevzuatı iyi bilmeleri gerekiyor. Zira görev yaptıkları kurumların çalışma şeklini bilmeden eğitim öğretim faaliyetlerini yürütmek çok da sağlıklı olmaz. Öğretmenler bu mevzuatı iyi bilmekle yöneticilerin alacakları kararların isabetli olmasına da yardım edebilirler. Okul öncesi eğitim alanında lisans düzeyinde eğitim almış bir öğretmenin bu alandaki temel kavram, ilke, yöntem ve tekniklere yönelik en azından bilgi düzeyinde yeterli olması beklenir. Ancak öğretmenliğe başlamış olanların da mutlaka öğrencilik yıllarında aldıkları derslere yönelik kitapları yeniden gözden geçirmelerinde yarar vardır. Zira öğrencilik yıllarında alınan derslerin anlaşılması ile öğretmenliğe başladıktan sonra üniversitede anlatılan derslerin anlaşılması aynı düzeyde, nitelikte olmaz. Mesleğin içine girdikten sonra da bu alana yönelik kavram, ilke, yöntem ve teknikleri anlatan kitapları bir kere daha okumak, göz geçirmek gerekiyor.
Her ne kadar okul öncesi eğitime dair üniversite düzeyinde eğitim alınmış da olsa programlara dair yapılan değişikliklere uyum konusunda bir eğitim, bilgilenme, araştırma, inceleme sürecine ihtiyaç vardır. Zira üniversitelerde verilen eğitim faaliyetlerinde genelde o alana yönelik genel anlamda kavram, ilke, yöntem ve tekniklerine dair bilgiler verilmekle yetinilir. Oysa okullarda yapılan eğitim öğretim faaliyetleri yürütülürken günün ihtiyaçlarına, gelişmelerine göre programlarda sürekli değişiklikler yapılır. Özellikle son yıllarda okul öncesi eğitim programlarında önemli değişiklikler yapıldığı görülmektedir. Bu değişikliklere uyum anlamında yeniliklerin çok iyi irdelenmesi, içselleştirilmesi gerekmektedir.
Soru ve önerileriniz için…
Ali Hikmet DEMİR
ahdiron4@hotmail.com
|
• 2008-04-29 17:35:53 - Tavsiye Link : okuloncesirehberi.com
Link : http://www.okuloncesirehberi.com