İlköğretim müfettişlerinin sayısı yaklaşık üç bin civarında. Her ilin müfettiş kontenjanı belli bir oranda belirlenmiş. Her ne kadar müfettiş sayısı, kontenjan, atama, yer değiştirme işlemlerinde temel ve büyük sorunlar yaşanmasına rağmen her ilde görev yapan ilköğretim müfettişi ilde üzerine düşen görevleri yerine getirmeye çalışıyor. İlköğretim müfettişlerinin çalışma sürecine, çalışma ortamına, çalışma biçimine yönelik yetkili makamlar hemen hiçbir şey yapmamasına rağmen bu grup kendi içlerinde çalışmalarına devam ediyorlar. İlköğretim müfettişlerinin çalışma sistemi yasal mevzuatın belirlediği şekilde uygulanıyor. En azından mevzuata açık bir aykırılık olduğunu söylemek mümkün değil. İlköğretim müfettişlerinin yönetmelikleri, yönergeleri ne diyorsa çalışma şekli bu yönetmelik ve yönergeleri büyük oranda uyuyor. Bu yönüyle ilköğretim müfettişlerine yönelik kurumsal yapının işleyişinde önemli sorunlardan söz edilemez. Yönetim mekanizmalarının bu yapının işleyişine yönelik olumsuz etkileri olmadığı sürece sistem kendi içinde iyi bir şekilde işliyor. Yapının işleyişine olumsuz müdahaleler de aslında büyük oranda küçük bir düzenlemeyle rahatlıkla giderilebilir. Ancak bu konu üzerinde ilgililerin, yetkililerin çalışması, kafa yorması gerekiyor. İlköğretim müfettişlerinin yaşadığı sorunlara rağmen eğitim sistemi içinde en sağlıklı işleyen kurumsal yapılardan birisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunda yüz yılı aşan bir geçmişin de mutlaka payı var. Eğitim sistemi içinde ilköğretim müfettişlerinin görev alanları yasal mevzuatla sınırlandırılmış. Yine ilköğretim müfettişleri mevzuat konusunda oldukça iyi bir bilgi birikimine sahipler. Bu nedenle de mevzuatın uygulamalarını en iyi ve doğru şekilde gerçekleştiren grupların başında ilköğretim müfettişleri geliyor. Görev alanına giren konularda mevzuat ne diyorsa yani yasal düzenlemeler, hukuki metinler ne diyorsa ilköğretim müfettişleri büyük oranda bunu savunuyorlar. Mevzuat, kanun, yönetmelik, yönerge gibi kavramlar bir kısım kişilere oldukça soğuk gelse de hukuk devletinin vazgeçilmez kavramlarıdır. Bu yönüyle mevzuatı adım adım takip eden bir kişi hukuka harfiyen uyan kişidir denebilir. Bu ise her zaman istenen bir şey olması gerekiyor. İlköğretim müfettişleri görevleri gereği görev alanına giren kurumları yakından denetlemektedirler. Bu yönüyle kurumların işleyişi konusunda büyük bir bilgi birikimine, deneyime, farklı uygulamalar konusunda çeşitliliğe, sistemin işleyiş sürecine, yaşanan sorunlara yönelik oldukça iyi bir yetişmişlik düzeyindedirler denebilir. Zira her gün sınıfları, okulları, diğer eğitim ortamlarını gezmekte, her gün çok çeşitli öğrenci, öğretmen, yönetici ve insan tipiyle karşılaşmaktadır. Bu durum sistemin işleyişi konusunda onlara büyük bir zenginlik, avantaj kazandırmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı içinde hiçbir yetkilinin gitmediği, görmediği ortamları çok yakından görmekte, eğitimin en temel unsuru olan sınıflara, sınıflarda yapılan etkinlik ve çalışmalara yakından bakma imkanını elde edebilmektedir. Böylesi bir grubun eğitim sisteminin işleyişinde daha etkin kullanılması gerekiyor. Bu grup sistemin geliştirilmesi, sistemin içinde yaşanan sorunların giderilmesi, yapılan çalışmaların, alınan kararların ne derece amacına uygun olduğunu görmede çok daha etkin kullanılması gerekiyor. Bu grubun bu yönüyle yeterince etkin kullanılabildiğini söylemek mümkün değil. Bunda özellikle denetim sistemini kullanmakta önemli bir imkana, güce, yetkiye sahip olan üst makamların büyük payı, sorumluluğu var. Eğitim sistemi içinde insan unsuruna bakınca devasa bir grupla karşılaşıyoruz. Sadece ilköğretim düzeyi dikkate alındığında altı-yedi yüz bin kişilik bir öğretmen, elli-altmış bin civarında kurum, seksen yüz bine yakın yönetici, on beş milyona yakın öğrenci grubu ile karşı karşıya kalınıyor. Bakanlığın tüm bu büyük grubu dikkate alarak bir faaliyeti kısa sürede etkili bir şekilde yönlendirebilmesi, etkileyebilmesi, harekete geçirebilmesi mümkün değil. Yeni program uygulamaları, yeni kararlar, yeni düzenlemeler en ücra yerleşim yerine kadar ulaşması, ulaştırılması, en temel eğitim faaliyetinin yapıldığı yerler olan sınıflarda doğru şeylerin yapılıp yapılmadığını takip ve kontrol edebilmesi kısa bir süre için mümkün değil. Personelin eğitimi, yönlendirilmesi, değerlendirilmesi faaliyetinde ortaya çıkan zaman, para, personel, etki unsurları doğrudan doğruya ilgili personele yönelik olarak yapılması da imkansız. Dolayısıyla sistemin en ücra köşelerine kadar ulaşabilmek bakanlığın doğrudan doğruya mevcut yönetici, karar sistemini kullanarak etkili bir şekilde başarabilmek tamamen imkansız. Bu durumda ilköğretim müfettişlerinin sahip olduğu büyük potansiyelin kullanılmasının ciddi bir şekilde düşünülmesi gerekiyor. Yaklaşık üç bin kişilik müfettiş grubu sayısal olarak, nitelik olarak önemli sorunlarla boğuşmakta ise de etkin bir şekilde kullanılabilir. Yüz binlere varan personele, kuruma, milyonlarca öğrenciye ulaşmaktansa üç-beş bin kişilik müfettişe ulaşmak ve bunlar aracılığıyla sistemi etkilemek çok daha kolay ve her yönden ekonomik. Eğitim sistemine etki etmede böylesi önemli bir potansiyele sahip grubun kendisinden beklenen etkiyi gösterebildiğini söylemek mümkün değil. Aslında eğitim tarihimiz boyunca hiçbir zaman bu gruba sisteme etki etmede bir araç gözüyle bakılmamış denebilir. On yıl öncesine kadar ilköğretim müfettişliğine yönelik hukuki bir metin dahi yoktu. Yapılan yasal düzenlemeler de eksik, yanlış ve dar görüşlü bakış açılarıyla işlemez hale getirilince bu düzenlemeler de neredeyse işlevsiz hale gelmiş durumda. Denetim sistemi üzerinde yaşanan sorunlar giderildiği ve bu işleve hak ettiği yetki, sorumluluk ve değer verildiği takdirde eğitim sistemimiz büyük kazanımlar elde edecektir. Aksi takdirde sorunlar kökleşmeye, samimi çabalar heba edilmeye, kaynaklar boşu boşuna harcanmaya devam edecektir. Soru, görüş ve önerileriniz için… Ali Hikmet DEMİR ahdiron4@hotmail.com
|