Egitim platformu

• 2/11/2008 - Eğitim Programlarına Yönelik Bir Değerlendirme

Kategori: programlar

Okullarda uygulanan ilköğretim programlarına hala yeni demeye devam etmeye gerek var mı bilemiyorum ama yaklaşık dört yılı aşkın bir zamandır uygulanan programlara yönelik değerlendirmelere rastlamak gittikçe seyrekleşiyor. Geçmişe, programın ilk yıllarına göre yapılan değerlendirmeler en azından basına, eğitimcilerin gündemine hemen hiç gelmiyor diyebiliriz. Bunun değişik nedenleri üzerinde durulabilir. Nedenleri ileri sürerken herkesin düşüncesine göre nedenler ileri sürebileceğini de kabul etmek gerekiyor. Yani eğitim programlarına yönelik olumlu görüşe sahipseniz değerlendirmelerin azalma nedeni olarak programların uygulanmaya başlandığını, uygulamaların oturduğunu, anlaşıldığını bu nedenle de değerlendirme yapılmasına gerek görülmediğini söylerken olumsuz görüşe sahip olan birisi bu nedenleri daha olumsuz bir bakış açısına dayandırabilir. Toplumdaki karşılaşılan bir çok olaya yönelik yapılacak değerlendirmelerde bu ikili durumla karşılaşmak mümkündür. Toplumdaki bireyler sevdikleri, beğendikleri, taraftar oldukları durumlara yönelik değerlendirme yaparken her zaman olumlu taraflara bakarken yani bardağın dolu tarafına bakarken beğenilmeyen, sevilmeyen, taraftar olunmayan durumlara yönelik değerlendirmeler yaparken daima felaket senaryoları üretir, bardağın boş tarafına vurgu yapar. Bu insanların doğasında var olan bir durum denebilir. Belki de bu değerlendirme de kolaycılık, basitçe işin içinden sıyrılmak olarak görülebilir.

İlköğretim okullarında uygulanan programlara yönelik yapılacak değerlendirmelerde tamamen olumlu veya tamamen olumsuz değerlendirmeler yapmak yerine her iki yöne de vurgu yapılması belki de en uygun olan davranış olacaktır. Eğitim programlarına yönelik olumlu değerlendirmelerin en başında belki de en genel anlamda programların değiştirilmesinin gerekliliğine olan inanç ve bunun sonucunda alışılmış uygulamaların irdelenmesinin bir bakıma yaşanan sorunların kabulü ve giderilmesine yönelik atılmış olumlu bir adım olarak görülebilir. Eğitim programları sürekli değerlendirmeye tabi tutulup olumsuz taraflarının giderilmesi gerekirken eğitim sistemimiz içinde bu anlamda programların sürekli irdelenmesi, değerlendirilmesine yönelik çabaları bu programdaki uygulamalara kadar kapsamlı, hızlı, çabuk yapıldığını göremiyorduk. 15-20 sene önce kabul edilmiş programlar uzun zamandır uygulanmaktayken yaşanan sorunlara rağmen değiştirmek kimsenin aklına gelmiyordu. Bu programlar bu yönüyle belki eğitimcilere programların dinamik yapısını, sürekli geliştirilmesi gereken olgular olduğunu hatırlatmış oldu. Bu yönüyle olumlu bir katkı yaptı denebilir.

Programların en azından sekiz yıllık bir dönemi bütün olarak dikkate alarak konuları, içeriği buna göre yeniden ele alması, bazı yönlerden sadeleştirme yapması, ekleme ve çıkarmalar yapması bir başka olumlu yön olarak ifade edilebilir. İlköğretimin beş yıllıktan sekiz yıllığa çıkarılması her ne kadar 1973’ten bu yana yasal anlamda var olan bir durum idiyse de programlara yönelik herhangi bir düzenleme bu güne kadar yapılmamıştı. Bu dağınıklık bu programların devreye girmesi ile ortadan kalkmış oldu.

Programların içeriğine yönelik düzenlemelerin yapılması da bir başka olumlu yön olarak ifade edilebilir. Öğrencilere sadece bilgi değil, bilginin daha ileri düzeylerde ifadesini gerektiren beceri, tutum, değer, alışkanlık, uygulama, analiz, sentez gibi yönlerinin vurgulanması, daha ileri zihinsel becerileri kullanmayı gerektirecek etkinlikler, alışkanlıklar üzerinde yoğunlaşılması, en azından uygulayıcılara bu yönde bir yol haritası çizilmesi programlar açısından önemli yeniliklerden bir diğeri olarak söylenebilir.

Programlarda uygulayıcıların işini zorlaştırsa da öğrencilerin sürekli gözlenmesi, eksikliklerinin belirlenmesi ve giderilmesinin istenmesi, bireysel ayrılıkları dikkate alması, ön bilgilere dayalı öğrenme öğretme süreçlerinin dikkate sunulması, etkinlik temelli öğretim adı altında öğrencileri aktif hale getirmeye yönelik örnek uygulamaların, etkinliklerin öğretmenlere hazır olarak verilmesi hep programa yönelik olumlu değerlendirmelerdir.

Ölçme değerlendirme sistemine getirilen yeni anlayış da programda problemli alanlardan birisi olmakla birlikte alternatif ölçme araçlarının getirilmesi ile ortaya çıkan çeşitlilik öğrencilere yönelik değerlendirmelerin verilere dayalı olması, objektifliği sağlama ve keyfi uygulamaları engelleyici düzenlemeleriyle programın olumlu yönlerine örnek olarak verilebilir.

Uygulamaya konulan programlara yönelik yapılan eleştiriler üzerinde durulacak olursa aslında kağıt üzerinde yazılmış olan programlara yönelik yapılacak eleştirilerden en başta geleni yazılan programların gerçek hayata yönelik bir çok yönü es geçtiğini söylemekle başlanabilir. Programcıların hemen tümü tarafından dile getirilen en önemli hususlardan birisi programların yazılı olarak çok mükemmel olması bir tarafa uygulanabilecek türde olmasıdır. Bireysel olarak oturup masa başında çok güzel programlar yazılabilir. Ancak bunlar gerçek hayatla örtüşmediği durumlarda bir anlam ifade etmez. Uygulamaya konulan programlara bu yönüyle önemli eleştiriler getirilmektedir. Birleştirilmiş sınıf uygulamasını dikkate almaması, öğrenci sayısının çok kalabalık olduğu durumlarda uygulamanın imkansızlığı, öğrenmeyi öğrenme davranışını kazandırmaya çalışırken okulların alt yapılarındaki büyük eksikliklerin dikkate alınmaması, aile ortamındaki araştırma olanaklarının imkansızlıklarına karşın hala bilgiyi öğrencinin kendi çabasıyla edinilecek bir olgu olarak bakılması ve tüm materyallerin buna göre hazırlanması programdaki temel sorunlu alanlardan birisi olarak görülebilir.

Programın getirdiği bir çok tekniğin uygulamada imkansızlığına karşın sırf çeşitlilik olsun diye neredeyse hangi kaynakta ne varsa tümünün bir araya getirilmesi gibi bir durumla karşı karşıyayız. Yöntem ve teknik, araç gereç çeşitliliği programın olumlu bir yönü olarak görülebilecekken olumsuz bir yön olarak da karşımıza çıkmaktadır. Programlar o kadar çok bilimsel endişelere bağlı kalınarak hazırlanmış ki adeta okullarda görev yapan öğretmenler ölçme değerlendirme, öğretim ilke ve yöntemleri alanlarında uzmanlık düzeyinde kişilermiş gibi kabul edilmiş. Öğretmen okul ortamındaki işler dışında başka bir uğraşı, işi, endişesi, zamanı olmayan, sadece okulu, sınıfı, öğrencisini düşünmekle görevli kişiler olarak görülmüş ve bu görüşle programlar, etkinlikler, çalışmalar hazırlanmış. Öğretmen yirmi dört saat öğrencisini, sınıfını düşünerek yaşayacak bir kişi olarak görülmüş. Bu ise büyük bir hayalden, handikaptan başka bir şey değil.

Programlar ezberci eğitimden kaçma endişesiyle, öğretmenlere salt bilgi yükletmemek adına bilgi dışındaki diğer faktörlere yönelinmiş. Bilgi yanında beceriler, alışkanlıklar, değerler, davranışlar, tutumlar ve diğer alanlarla bağlantılar sağlama adına bir çok değişik faktör işin içine sokulmaya çalışılmış. Öğretmen sınıf içinde çalışmaları yürütürken etkinlikleri yaparken sadece bilgiye yönelmeyip özel ve genel becerileri, ara disiplinleri, tutum ve değerleri, alışkanlık ve davranışları da göz önünde bulundurmak zorunda. Tüm bunları yaparken de bireysel ayrılıkları da dikkate almak zorunda. Böyle bir durumda öğretmen öğrencilerle sınıf ortamında çalışma yaparken bir çok değişik faktörü dikkate alması gerekiyor.  Bu çalışmaları yürüttüğü sırada da süreci de değerlendirme endişesiyle öğrencilere yönelik olarak gözlemler, kayıtlar, grup ve akran değerlendirmeleri, etkinliklerin anlaşılma düzeylerine ilişkin değerlendirmeler de yapması gerekiyor. Bu tür bir çalışmayı yapacak bir öğretmenin sınıfta bir değil birkaç duyusunun sürekli canlı tutulması gerekiyor ki bu da bir insan için imkansız bir durumdur.

Programlarda süreci de değerlendirme üstelik bir değil birkaç farklı araçla değerlendirme çalışması yapılması isteniyor. Her ne kadar kılavuz kitaplarda verilen örnek etkinlikler, örnek değerlendirme ölçekleri öğretmenlere hep bunlar sadece birer örnekten ibaret, bunları olduğu gibi kullanmak zorunda değilsiniz dense de farklı uygulamalara yönelik özel bir eğitim almamış öğretmenler kendilerine verilen örnekleri olduğu gibi kullanmaya çalışınca büyük bir sorunla karşılaşmaktadırlar. Bu durumda öğretmenler ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette iki arada bir derede kalmakta kendilerince çözüm yolları bulmaya çaba göstermektedirler. Ancak bulunan çözüm yolları programların mantığına, felsefesine, ruhuna uygun olmaktan çok eski bilinen yöntemlere, uygulamalar devam şeklinde olmaktadır. Bir bakıma programı uygulamaktan vazgeçmektedirler. Programlara yönelik yaşanan sorunlara ilişkin değerlendirmeler bir yazının sınırlarına sığmayacak kadar karmaşık, uzun ve zorlu. Bu nedenle programları uygulama iradesi olanlar bir an önce programlara yönelik olumlu ve olumsuz değerlendirmelere kulak vermeli, yapılması gereken kısa, orta ve uzun vadeli planları bir an önce hazırlayıp uygulamaya geçirilmelidir. Aksi taktirde eğitim sistemimiz yeni bir mevtaya daha yer arayacak gibi görünüyor.  

Programlara yönelik yapılması gereken en başta gelen iş programları destekleyecek diğer unsurların harekete geçirilmesi, programların uygulanması sürecinde ihtiyaç duyulan faktörlerin etkin bir şekilde düzenlenmesinin sağlanmasıdır. Programlar tek başlarına yazılarak eğitimdeki niteliğe etki edemezler. Eğitimde önemli olan sistemin diğer parçalarının da işe koşulması gerekiyor. Bu yükün altından programların tek başına kalkabilmesi mümkün görünmüyor.

 

 

 

Görüş ve Önerileriniz için…

 Ali Hikmet Demir

 ahdiron4@hotmail.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

Egitim konusunda konusmak isteyen herkesle bulusmak dilegiyle.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Sayfamız 1
Yazılarım
My facebook
Blog 2
Örnek Site1
urfaeğitim

Kategoriler

Arkadaşlar

Blogcu Yardım
bilgisayaregitimlerimiz
nilufer29
taner özdemir
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa