Eğitim faaliyeti insanlığın var olduğu andan itibaren hep vardı. Bundan sonra da hep olacak. Ancak geçmişte var olan eğitimin niteliği ile bugünkü var olan eğitimin niteliğinin aynı olduğunu düşünmek doğru olmaz. Geçmişten bu güne öğrenen öğreten diye iki grup vardı. Geçmişteki eğitimin niteliği daha çok bireysel çabalara bağlı idi. Usta çırak ilişkisi ile ve birebir gösterip yaptırma, gözleyip öğrenme, deneme yanılma gibi değişik teknikler kullanılarak eğitim faaliyetlerine yer veriliyordu. Bu faaliyetler dünya üzerindeki insanın sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik yaşam biçiminde ortaya çıkan köklü değişikliklerin bir sonucu olarak zamanla şekil değiştirmek zorunda kaldı. Önceleri özel ilgi duyan kişilerin sahip oldukları maddi zenginlikleri kullanarak kurdukları vakıf türü kuruluşlar bünyesinde o günün şartlarında kendini yetiştirmiş, bilgili kişilerin bulunup getirtilmesi, istihdam edilmesi ve uygulanacak programın içeriğinin de özel istekler doğrultusunda belirlenmesi ile başlanıp sürdürülürken zamanla bu sistem toplumun, bireyin ihtiyaçlarını karşılamaz hale gelince zorunlu olarak şekil değiştirdi.
Eğitim faaliyetlerinin şekil değiştirmesi bir anda ve tüm dünyada aynı şekilde ortaya çıkmış değil. Her toplumun sahip olduğu kültürel, tarihi, sosyal ve siyasal geçmişin özelliğine göre bu değişim farklı olmuştur. Önceleri kişilerin inisiyatifine bağlı olarak toplumun belli bir kısmını dikkate alan eğitim faaliyetleri zamanla toplumun tüm kesimlerini ve kişilerden bağımsız olarak merkezi hükümetlerin kontrolünde yapılır hale gelmiştir. Bireysel taleplere bağlı olarak yapılan faaliyetler zamanla kitlesel bir boyut kazanma yanında isteğe bağlılığın da kalktığı, bir bakıma toplumsal bir zorunluluk haline dönüşmüştür. Eğitimin zorunlu ve kitlesel bir özellik kazanması öncelikle batı toplumlarında ortaya çıkmıştır. Sanayi inkılabının getirdiği hızlı üretim teknikleri fabrikasyon üretimini bu da makineleşmeyi getirmiştir. Makineleşme, fabrikasyon üretimi gibi yeni üretim ilişkileri eskiden beri getirilen alışkanlıklardan farklı yeni yeteneklere ihtiyaç duymuştur. Bu yeni yeteneklerin de ancak eğitim faaliyetleri ile kazanılabilir olduğu anlaşılınca eğitim hızla batı toplumlarında yaygınlaşmıştır. Eğitimin nicelik itibariyle yaygınlaşması yanında nitelik itibariyle de çeşitlendiğini öncelikle yine batı toplumlarında görmekteyiz. Sanayileşme, fabrika üretim teknikleri insanları hızla kırdan kente göçe zorlarken insan gücüne duyulan büyük ihtiyacın bir sonucu olarak erkekler kadar kadın gücü de iş hayatına girince çocukların özellikle de küçük yaştaki çocukların bakımı sorunu ortaya çıkmış bu sorun okul öncesi eğitim kurumları ve kreş türü yerlerin yaygınlaşması ile aşılmıştır. Batı toplumlarında bir çok eğitim problemlerinin bu gün çözülmüş olmasının en önemli nedenlerinden birisi on sekizinci yüzyılda yaşanan sanayi inkılabı olarak görülebilir. Geçmişte yaşanan günlük toplumsal sorunlar zamanla çözümlerini de zorlamıştır.
Kendi toplumumuz için var olan bu günkü eğitim problemlerinin bir çoğunun hala çözülememiş olmasının bir çok değişik nedenleri yanında batının yaşadığı sanayileşme tecrübesini yaşamamış olmamız da önemli bir neden olarak görülebilir. Bizde eğitimin yaygınlaşmasına dair halen önemli sorunlar yaşanmaktadır. Okul çağında olup da kayıt edilemeyen öğrencilerin bulunması, dünyanın tamamen çözdüğü ilköğretim veya temel eğitim sorununun ülkemizde halen çözülememiş olması eğitimin niteliğinin geliştirilmesinin önünde önemli bir engel olarak durmaktadır. Niteliğe dair değerlendirmeler yapamamanın en önemli nedenlerinden birisi bu temel düzeydeki sorunlarımızı çözememiş olmamızdır.
Bu temel sorunların çözümünde herkese büyük görevler düşmekle birlikte öncelikle eğitim sistemini yönetme görevini üzerinde bulunduranlarda daha öncelikle işler, görevler düşmektedir. Eğitim sistemi devletin bir görevi olarak tekele alınınca zorunlu olarak çözümler de bu tekelden beklenmektedir. Dolayısıyla eğitime hükmetme gücüne sahip olanların uzun dönemli planlama çalışmalarına önem vermeleri gerekiyor. Hızlı nüfus artışının yaşandığı yerlerde eğitim ihtiyacı çok önceden öngörülerek önlemler alınmalıdır. Bu aşamada eğitim sistemine etki etme gücüne sahip siyasal, bürokratik kadrolara da önemli görevler düşmektedir. Toplumsal hayatı her yönüyle kontrol etme gücüne sahip olan örgütler eğitimin önünde engel oluşturan alanları takip etme, engelleri ortadan kaldırma, eğitimin yönetiminde etkin olan makamları yönlendirme, seçme, geliştirme, değerlendirme çalışmalarına daha fazla özen göstermeleri gerekiyor.
Görüş ve Önerileriniz için…
Ali Hikmet Demir
ahdiron4@hotmail.com