Denetim Sistemine İlişkin Bir Değerlendirme
Denetim fonksiyonuna yönelik yapılan değerlendirmelerde alan uzmanları denetimi diğer fonksiyonların üzerinde bir fonksiyon olarak ele alırlar. Alan uzmanlarına göre her örgüt amaçlarına erişmek, başarılı olmak ister. Bunun temel koşulu ise iyi bir yönetim sistemine sahip olmaktır. Yönetimin başarılı olması için önce planların yapılması daha sonra planın uygulanması için organizasyonun belirlenmesi, kadrolama fonksiyonunun gerçekleştirilmesi ve yöneltme sisteminin kurulması gerekir. Son olarak ise fonksiyonların ne ölçüde başarıldığı saptanmalıdır. Bunu saptayacak yönetim fonksiyonu denetimdir.
Denetimi her kurumun kendi bünyesine özgü düşünmek kurum dışından bir denetime gerek yok şeklinde bir düşünce denetimin amacına uymaz, denetimin alanını sınırlar. Çünkü denetim de, mevcut sistemin bağlı olduğu diğer üst sistemlerle uyumlu çalışıp çalışmadığının belirlenmesi de vardır. Denetimi sadece kurumun kendi iç işleyişine bağlı bir işlev durumuna indirgemek sistemin bütünlüğü açısından değerlendirme yapılmasına ilişkin ihtiyaç duyulan verilere ulaşılmasını da engeller. Aynı düzeyde, aynı işi yapan binlerce eğitim kurumu arasında bir koordinasyona ihtiyaç vardır. Bu koordinasyonu sağlayacak en önemli fonksiyon kurumlardan bağımsız, kurumlar üzerinde var olan bir denetim fonksiyonudur. Her kurumun başında bulunan yöneticinin kurum içindeki işleyişi denetlemesi mutlaka olması gerekir. Sonuçta bir yönetici başında bulunduğu kurumun her şeyinden sorumlu olacaktır. Ancak bu yönetici sadece kendi kurumunun işleyişine ilişkin alanlarda yetkilidir. Bir başka kurumun çalışma alanına müdahale edebilmesi mümkün değildir. Aynı düzeydeki onlarca kurumun belirlenen hedefler doğrultusunda çalıştığını tespit edebilmek için görevi sadece bu kurumların işleyişini denetlemek olan denetim elemanlarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Denetim elemanları sistemin hemen her kademesinde işleyişi sürekli takip etme imkanına sahiptir. Sistemin içinde olumlu ve olumsuz durumlara sürekli şahit olurlar. Bu tür olumlu ve olumsuz durumlarla sürekli yüz yüze gelirler. Bu görevleri icabı sistemin hemen her alanında yaşanan sorunlara en yakından tanık olan kurumlar üstü bir konumdadırlar. Kurumlar üstü konumları sistemi daha iyi analiz etmelerine yardım eder. Sorunlarla sürekli yüz yüze gelmeleri sorunların nedenleri, çözüm yolları konusunda denetim elemanlarını yetişmiş eleman konumuna getirir. Eğitim sistemimiz açısından baktığımızda denetim elemanları kendi bölgelerindeki okul ve diğer kurumların çalışmalarını denetlemekle, değerlendirmekle görevlidirler. Yapacakları tespitler yönetime yol gösterici olacaktır. Yönetim, sistemin etkin işlemesini istiyorsa yapılan tespitle ilgili olarak gereken önlemleri almak zorundadır. Yönetimin tüm kurumlara yönelik bizzat denetim yapmasını bekleyemeyiz. Özellikle eğitim gibi bir çok değişik coğrafyaya yayılmış kurumlar ve kişiler tarafından yapılan bir faaliyet için bu daha da zordur. Bu durumda yönetim denetim fonksiyonuna ve denetim elemanlarının tespitlerine ve tekliflerine daha fazla dikkat etmek zorundadır.
Yönetim ile denetim elemanları arasında var olan diyalogun gücü de yapılacak çalışmaların etkisini arttırır veya azaltır. Bir okuldaki eğitim, öğretim ve yönetim faaliyetlerini denetleyip değerlendirirken sorunların görülmesi veya görülmemesi denetim elemanının inisiyatifindedir. Denetim elemanı olarak gittiği bir okulda, bir sınıfta öğretmenin ders anlatımını, öğrencileri yetiştirme düzeyini, konuları sunuş biçimini, öğrenci gelişimine yönelik geliştirici çalışmaları yapma düzeyini, kendini geliştirme düzeyini, mevzuatın belirlediği çalışmaları yapma durumunu denetim yapan kişi görüp görmemekte serbest olabilir. Problemli bir durum görmezden gelinirse bu problem varlığını devam ettirebilir. Problemli durum tespit edilirse çözüm yolları üzerinde idareye yol gösterici olunabilir. Bu anlamda tüm eğitim kurumlarının çalışmalarını denetleyip değerlendiren denetim elemanlarının gördükleri sorunlu durumları mutlaka tespit ederek çözüm yolu aramaları gerekir. Buldukları çözümleri yönetime sunmalı ve yönetim de bu sorunlara ilişkin teklifleri ciddi bir şekilde ele alıp incelemelidir. Sonuçta bir yöneticinin tüm örgütlere yönelik sistemli bir denetim çalışmasını yapmasını beklemek eğitim faaliyetinin yapılış şeklini de dikkate alındığında gerçekçi bir yaklaşım değildir. Bizim sistemimiz içinde bunu yapacak yöneticilerin sayısı da çok azdır. Bu durumda denetim elemanının insafına kalan bir çok durumlar vardır. Denetim elemanı sistemin sağlıklı işlemesi için bu çalışmaları ciddi bir şekilde sahiplenmesi gerekir. Bu sahiplenme olmadığı takdirde sistemdeki sorunları gün yüzüne çıkıncaya kadar tespit edebilmek imkansızdır. Gün yüzüne çıktığında ise iş işten çoktan geçmiş olacaktır. Eğitim sistemimiz içinde yıllarca yetersiz bir şekilde öğretmenlik, yöneticilik yapıp varlığını sistem içinde sürdürenlerin sayısı hiç de az değildir. Bunlara yönelik sistem içinde önlemler alınması gerekir. Bu önlemler ise ancak denetim sisteminin etkili bir şekilde çalıştırılmasına bağlıdır.
Eğitim sistemi içinde var olan yöneticiler ve diğer üst düzey makamlarda bulunanların yaptıkları çalışmalara kabaca bir göz atılırsa bu kişilerin okullarda sistemli bir denetim çalışmasını yürütebildiklerini, bunu yapmaya yeterli zamanlarının olduğunu da söylemek imkansız. Sayılan kişiler arasında okullarda sistemli bir denetim çalışmasını sadece ve sadece ilköğretim müfettişleri yapabilmektedirler. Zira Burada kısaca yaşanan sorunların en başta sistemden, daha sonra ilköğretim müfettişlerinin çalışma biçiminden, sistem içindeki yetersiz sayıdaki ilköğretim müfettişinden, iş yükünün fazla olmasından ve kısmen de ilköğretim müfettişlik mesleğini yürütenlerden kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Eğitim sistemi içinde teftiş birimi de sistemin parçalarından birisidir. Bu anlamda teftişin etkililiğinden bahsederken eğitim sisteminin etkililiğinden söz etmek gerekir. Eğitim sistemi de genel yönetim sisteminin bir parçası olduğuna göre genel anlamda yönetim sisteminin etkililiği doğrudan eğitim sisteminin de etkililiği anlamına gelmektedir. Tıpkı birleşik kaplardaki suyun benzer düzeyde bulunması gibi toplumsal yapıyı oluşturan tüm kurumsal yapılar da üç aşağı beş yukarı benzer düzeydedir. Yani eğitim sistemi çok kötüyken sağlık sistemi, adalet sistemi çok farklı bir şekilde iyi olmaz. Aynı şekilde eğitim sistemi içinde de yönetim kademeleri çok iyi iken diğer alt sistemler gibi teftiş sistemi de farklı bir durumda olmaz. Bu anlamda sadece müfettişlere yönelik eleştiriler yapılması hem müfettişlere haksızlıktır, hem de diğer alanlarda görevini yeterince yapmayanlara yönelik olarak da görmezden gelmektir.
Eğitim sistemi içinde sistemin sorunlarını en yakından bilen, görevinin gereğini en iyi şekilde yapmak için çaba gösteren meslek mensuplarından birisi de müfettişlerdir. Tüm müfettişler çok iyidir gibi toptancı bir iddiada bulunmak istemiyorum. Ama her meslek gurubunun içindeki oran, müfettişler gurubunun içinde de mutlaka vardır. Ancak bunun sorumlusu tek başına müfettişler değildir. Eğitim sistemi üzerinde değişiklik yapma gücü olanlar müfettiş niteliğini yükseltmek için çaba gösterdiler de müfettişler mi karşı çıktılar. Eğitim sistemi içinde üst yönetim tarafından en fazla ihmal edilmiş meslek gurubu müfettişler özellikle de ilköğretim müfettişleridir. Bu ilgisizliğe rağmen müfettişler yine de görevlerini en iyi şekilde yapmak için çaba göstermektedirler. Öte yandan siz de kabul edersiniz ki genel anlamda yönetim sistemimizde olmadığı gibi eğitim sistemimizde de niteliğe yönelik bir değerlendirme sistemi bulunmamaktadır. Durum böyle iken sistemin diğer parçaları üzerinde de sisteme yönelik katkıları itibariyle bir değerlendirme yapılamazken müfettişlere yönelik yapılan eleştiriler biraz haksızlık olarak görülmelidir.
Görüş, öneri ve eleştirileriniz için…
Ali Hikmet DEMİR
ahdiron4@hotmail.com
|