Eğitim hizmetleri diğer toplumsal hizmetler gibi toplumun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla düzenlenir. Eğitim hizmetlerinin bireye dönük olan yönleri olduğu gibi topluma bakan yönleri de var. Eğitim hizmeti toplumsal bir hizmet olarak ele alınınca bu hizmetlerin topluma etkin bir şekilde sunulması söz konusudur. Bu hizmetleri sunacak birim veya birimler eğitim hizmetini toplumun her yerine etkin bir şekilde ulaştırmaktan da sorumludurlar. Toplumsal hizmetleri sunanlar topluma eğitim açısından da yön verme gücüne de sahip olurlar.
Eğitim öğretim faaliyetlerinin yerine getirilmesi için fiziki mekan gereksiniminin karşılanması gerekir. Çünkü bir hizmetin yerine getirilmesi için fiziki ortam şarttır. Fiziki ortamın oluşturulması sonrası bu ortamı işletecek insan gücüne ihtiyaç vardır. Eğitim faaliyeti belirli amaçlarla yapılır. Bu amaçlar eğitim sistemini kurmakla görevli bakanlık teşkilatı tarafından belirlenir. Amaçların belirlenmesi, gerçekleştirilmesi, değerlendirilmesi her biri ayrı aşamalardır. Eğitim faaliyeti bir süreçtir. Bu sürecin başlatılması, yürütülmesi, sonuçlandırılması bu konuda yetişmiş elemanlara ihtiyaç duyar.
Aralık ayının ilk haftası içinde ….. ilçesine gittik. İlçe köylerinden ……köyüne ben gittim. Okul tek derslikli, iki tuvaleti, bir deposu, bir müdür odası ve öğretmenler için bir lojmanı var. Okulun çevre duvarı derme çatma. Taşlar üst üste konmuş ve 25-30 cm. kadar yükseklikte duvara benzer bir yığın var. Ama çevre duvarının görmesi gereken işlevi görmekten oldukça uzak. Köyde eylülde ataması yapılmış iki bayan öğretmen görev yapıyor. Bayanların ilk görev yerleri. Her ikisi de daha yeni okuldan mezun olmuşlar ve atamaları bu köye yapılmış. Bayanlar okula geldiklerinde iki tane daha erkek öğretmen varmış. Ama tek derslik olduğu için iki erkek öğretmeni bu köyden alıp başka yerde görevlendirmişler. Şimdi iki bayan okulda görev yapıyorlar. Okulda kayıtlı 120 civarında öğrenci var. Öğretmenlerden birinin öğrenci sayısı 77, diğerinin ise 44. Yani yaklaşık 120. Bayanlardan birisi 1. 2. sınıfları almış. Diğeri ise 3,4,5. sınıfları almış. Her ikisi de ne yapacaklarını şaşırmış bir durumdalar. 1,2. Sınıfı alan bayanın sınıfında öğrenciler dörderli oturuyorlar.
Birinci sınıfta kalem tutma, defter-kitap düzeni üzerinde durulması gerekiyor. Ama bu şartlarda bu davranışlar üzerinde durulabilmesi mümkün değil. İkinci sınıflarda öğrencilerden çoğu okuma yazma bilmiyor. Matematik becerileri hemen hiç yok gibi. Bu durumda öğretmen neyi nasıl yapacağı konusunda yeterli bilgisi de olmayınca öğrencilerde var olan yetersizlikler sürüp gidiyor. Bu arada birinci sınıf öğrencileri de okuma yazmayı öğrenmeleri gerekiyor. Aday öğretmen birinci sınıflarda okuma yazma etkinliği dışında üst sınıflarda okuma yazma bilmeyenler için neler yapılması gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Aynı şeyler 3,4,5. sınıflar içinde geçerli. Öğrencilerin aileleri eğitim öğretim konusunda yeterli bilgiye de sahip değiller. Okulda öğretmene nasıl yardımcı olacakları konusunda bilgileri olmadığı gibi böyle bir çaba da göstermiyorlar. Dolayısıyla her şey okuldaki öğretmenlere kalıyor. Milli Eğitim Bakanlığının verdiği bilgisayar okulun müdür odasına kurulmuş. Ancak bu güne kadar öğretmenler henüz kullanamamışlar. Kullanmayı bilip bilmedikleri bir tarafa okulda elektrik hemen hemen yok denecek durumda. Benim okulda bulunduğum 5-6 saat boyunca 10-15 dk. Kadar bir süre elektrikler geldi. Köyde kaçak elektrik kullanıldığı için hatlara aşırı yükleniliyor. Bu aşırı yüklenme sürekli hatların kesilmesine yol açıyor. Öğretmenler bayan oldukları için köyde kalamıyorlar. Köy büyük bir köy. Ama sosyal imkanları oldukça yetersiz. Böyle olunca öğretmenlerin köyde kalacak ortamları da yetersiz. Dolayısıyla öğretmenler gidiş geliş yapmak zorundalar. Sabah tuttukları özel bir taksiyle köye gelen öğretmenler akşam yine aynı araçla ilçe merkezine dönüyorlar. İki öğretmen toplam ikiyüz milyon tl. para veriyorlarmış. Köyün yolu 2-3 km. kadar toprak. Ondan sonra asfalta çıkılıyor. İlçe merkezine 10-12 km. mesafedeki bu köyün şartları diğer köylere göre fena sayılmaz. Ben köyde kaldığım sürede köylülerin evine gittim. Köylüler evlerine gitmemden çok memnun oldular. Okumuş yazmış insanların halkın içine girmeleri gerektiğinden bahsettiler. Köy kürt ve zaza olarak iki büyük gruptan oluşuyormuş. Köylülerin aralarında bir takım problemler varmış. Köyde iki cami varmış. Sebebi köyde var olan anlaşmazlıkmış. Köylüler okuma yazmanın önemli olduğundan bahsettiler. Ama çocuklarını yeterince okutamadıklarını, koyunlara gönderdiklerini, pamuk zamanı başka yerlere pamuk toplamaya gittiklerini söylediler. Böyle bir yerde öğretmenlik yapmak oldukça zor. Köylerde çalışan öğretmenlere milli eğitim müdürlüğünün yeterli desteği olmuyor. Kendi başlarına bırakılıyorlar. Milli Eğitim müdürlüğünün ne tür bir destek sağlaması gerektiği ve bu desteği sağlayıp sağlayamayacağı ayrı bir konu.
Her okul içinde bulunduğu şartlar dikkate alınarak değerlendirilmeli, değerlendirmelere ilişkin kriterler geliştirilmeli. Bu ise oldukça uzun ve karmaşık bir süreç. Ama en önemlisi bu sürecin olması gerektiğine dair bir iradenin, anlayışın olmasıdır ki bu gün en başta eğitim konusunda en önemli eksikliklerimizden birisi bu.
Görüş, öneri ve eleştirileriniz için…
Ali Hikmet DEMİR
ahdiron4@hotmail.com
|