Egitim platformu

• 2/11/2008 - Eğitim Araştırmasından Öneriler

Kategori: arastirmalar

Okullardaki öğrenci, öğretmen, yönetici ve diğer personel arasındaki ilişkiler, etkileşim eğitim öğretim faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Özellikle yöneticiler sahip oldukları yetkilerle okulun her türlü işleyişine etki etme gücüne sahip kişilerdir. Her ne kadar yöneticilik eğitimi konusunda sistemimizde oturmuş bir anlayış olmamakla birlikte görevinin gereğini layıkıyla yapma endişesi taşıyan duyarlı yöneticiler bu konuda üzerlerine düşen görevleri yapmaya çalışmaktadır. Umalım ki yöneticilik eğitimi konusundaki eksiklikler bir an önce giderilsin.

Bu yazı, yönetici davranışlarına yönelik olarak tarafımdan ilköğretim öğrencilerinin bakış açılarını betimlemek amacıyla yapılmış olan araştırmanın öneriler kısmını içermektedir. Bu araştırmada ilköğretim öğrencilerine yöneticilerin davranışlarını nasıl algıladıklarına ilişkin anketler uygulanmış ve sonuçları irdelenerek aşağıdaki öneriler yapılmıştır. Yüksek Lisans tez çalışması olarak ortaya çıkan araştırmada karınca kararınca geliştirdiğim önerilerin mutlaka geliştirilmesi, eleştirilmesi, yenilenmesi gereken yönleri var. Bu da ancak görüşlerin karşılıklı paylaşılması ile mümkün. Araştırma önerilerini aşağıda sıralıyor ve görüşlerinizi bekliyorum.

Okullar insan ilişkilerinin yoğun biçimde yaşandığı yerlerdir. Yöneticiler öğrencilere insan ilişkilerinin gereğini dikkate alarak daha insanca davranmalıdır. Öğrencilerde görülen olumsuz davranışlar fiziksel cezalarla karşılanmamalıdır. Dayak bir eğitim aracı olarak okullarda kullanılmamalıdır.

Okulda insan ilişkilerinin tanınması, geliştirilmesi okul personeli arasında var olan ilişki yapısının tanınması konusunda öğrencilere özellikle 6, 7. ve 8. sınıflara yönelik etkinlik ve bilgilendirme çalışmaları planlanmalı ve uygulamaya geçirilmelidir.

Okul yöneticileri öğrencilerin kişilik sahibi olma yolunda önemli  bir aşamada olduklarını dikkate alarak onlara karşı daha yapıcı, olumlu ve anlayışlı davranmalıdırlar. Özellikle diğer arkadaşlarının yanında küçük düşürücü davranmamalıdır.

Öğrenciler arasında var olan gruplaşmaları, grup davranışlarını normal karşılamalı ve  varolan grup davranışı ve grup normlarını tanımak için öğrencilerle daha fazla bir arada bulunmak için gayret göstermeli.

Öğrencilerin aileleriyle yapılan görüşmelerde öğrencilerin de bulunmasının sağlanması, okul aile iletişiminde öğrencilerin bilgilendirilmesine de önem verilmelidir.

Okul içinde öğrencileri ilgilendiren konularda koyulacak kurallar belirlenirken öğrenci görüşleri de alınmalıdır. Kural koymayla yetinilmeyip kuralların sebeplerinin de açıklanarak öğrencilerin bilgilendirilmesine önem verilmelidir.

Öğretmenlerin sınıf içi eğitim öğretim etkinlikleri ile ilgili yapılacak değerlendirmeler konusunda öğrencilerin de görüşleri alınmalıdır.

Okul idaresi öğrencilerin sorunlarını rahatça dile getirebilecekleri bir hava oluşturmak için onları cesaretlendirmelidir.

Öğrenciler olumlu aktif başa çıkma davranışları kazanmaları ve göstermeleri konusunda eğitilmeli; bu amaçla sosyal aktiviteler düzenlenmeli; rehberlik etkinlikleri planlanarak uygulamaya geçirilmelidir.

Yöneticiler kız öğrencilere yönelik özel rehberlik hizmetleri planlamalı ve uygulamalıdır. Kız öğrencilerde bireysel boyuttaki davranışlara yönelik stresle başa çıkma konusunda yeterlilik kazandırma çalışmaları organize edilmeli. Bu tür çalışmaların organizesinde öğrencilerin de görüşlerine başvurulmalı.

Kız öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri sosyal etkinliklere ağırlık verilmeli. Bu etkinliklere okul yöneticilerinin de katılması sağlanmalı.

Öğrenciler 5. sınıftan 6. sınıfa geçtiklerinde okuldaki işleyiş, okul kuralları, okul işgörenleri ve bu işgörenlerin görev ve rolleri konusunda bilgilendirme çalışmalarına ve okula uyum programlarına yer verilmeli. Bu çalışmalara ve programlara yöneticilerin de katılımı sağlanmalı. Katılan yöneticiler öğrencilerle aralarındaki iletişim kanallarını açık tutmak için çaba göstermelidir.

İlköğretim okul yöneticileri özellikle 6.,7. ve 8. sınıflarla ilişkilerinde daha dikkatli davranmalı, bu sınıflarla diğer sınıfları aynı şekilde değerlendirmemelidir. Bu nedenle de anılan sınıflara yönelik okulda diğer personel tarafından da paylaşılacak  ortak davranış kalıplarının  geliştirilmesi konusunda bilinçli önderlik  yapmalıdır.

Yöneticiler 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik okul aile ilişkileri, okuldaki öğretmen davranışları ve öğretmen çalışmaları, okul kuralları ve sosyal etkinlikler konularında rehberlik çalışmaları düzenleyerek bu öğrencilerle daha sık bir arada bulunmalıdır.

Öğrencilerde görülen eleştirici, sorgulayıcı davranışlar korkutma, cezalandırma gibi davranışlarla köreltilmemeli tam tersine özellikle 6. 7. ve 8.sınıf öğrencileri bu davranışları göstermeleri konusunda cesaretlendirilmelidir.

Öğrencilerin sadece okul içindeki davranışları konusunda bilgi toplanması ile yetinilmemeli öğrencilerin ev, aile ve yakın çevresindeki ilişkileri konusunda da bilgiler toplanmalı ve bu çevrelerin de tanınması yoluna gidilmelidir. Öğrencilerin annelerinin eğitim seviyesi ile ilgili bilgiler toplanarak buna göre öğrencilere yönelik çalışmalar düzenlenmelidir. Öğrencinin annesi ile olan ilişkileri üzerinde daha fazla durulmalıdır. Bu amaçla öğrencilerin anneleri ile sürekli iletişim kurulmalıdır. Bu iletişime öğrencilerin de etkili bir biçimde katılımının sağlanması yolları araştırılmalıdır.

Öğrencilere yönelik çalışmalar planlanırken ailelerin gelir durumuna da dikkat edilerek bu yönde rehberlik çalışmalarına yer verilerek öğrencilerin planlanan etkinliklere gönüllü ve etkin katılımını sağlayıcı özendirici çalışmalar organize edilmelidir.

Okul yöneticileri okuldaki rehberlik işlerini ve öğrenci kişilik hizmetlerini planlarken cinsiyete, aile bireylerinin öğrenim durumlarına, gelir durumlarına göre farklı programlara da yer vermeye, bu tür programlara ve etkinliklere katılım konusunda  öğrencileri yüreklendirmeli, özendirmelidir.

Okul yöneticileri okul rehberlik hizmetleri servislerini kurarken, işletirken ve değerlendirirken öğrenci katılımını daha fazla sağlama konusunda önlemler almalı, bu birimlerin çalışmalarını planlama ve değerlendirme aşamalarında öğrenci temsilcilerinin özellikle 6, 7. ve 8. sınıflardaki öğrencilerin temsilcilerinin katılımını sağlayıcı düzenlemeler yapmalıdır.

Okul yöneticileri okul içindeki öğrenci faktörünü geliştirilmesi gereken bir eğitim materyali olarak değil, öncelikle insan olarak görmeli ve her insan gibi öğrencilerin de pek çok değişik yönde gereksinimlerinin olduğunu kabul etmeli, bu gereksinimlerin tanınması ve giderilmesi gerektiğine inanmalıdır. Yöneticilerde bu inancı uyandırmak, tanıtmak ve geliştirmek konusunda öğrenci kişilik hizmetlerinin bu boyutu üzerinde  durulmalıdır. Yönetici eğitim faaliyetlerinde bu boyutun geliştirilmesi konusuna özel bir önem verilmelidir.

            İlköğretim okul yöneticileri okulda öğrencilerin kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri;  yönetim, eğitim ve diğer personelin etkin katılımına dayalı demokratik bir hava oluşturulması konusunda çalışmalar yaparak tüm kademelerdeki iletişim kanallarını açık tutan bir iletişim yapısı kurmalı ve bu tür bir yapının geliştirilmesinde okuldaki herkesi cesaretlendirmelidir.

 

Tez No

Durum

117689

YÖK Tez Merkezinde

 

 TEZ YAZARI BİLGİLERİ

Adı / Soyadı

Ali Hikmet Demir

 

 ÜNİVERSİTE / KURUM

Üniversite

Ankara Üniversitesi

Enstitü

Eğitim Bilimleri Enstitüsü

 

 TEZ BİLGİLERİ

Tez Türü

Yüksek Lisans

Özgün Dili

Türkçe

Tez Adı

İlköğretim öğrencilerinde stres yaratan yönetici davranışları ve öğrencilerin başa çıkma davranışları
The Behaviours of the administrators which make students stressed from the students percpective and way in which the students behave in order to cope with these behaviours in the primary schools

Sayfa Sayısı

131

Tez Yılı

2002

 

Görüş, öneri ve eleştirileriniz için…

    Ali Hikmet DEMİR

ahdiron4@hotmail.com
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/12/2007 - Araştırma Özeti-Okuma Yazma Öğretimi

Kategori: arastirmalar

“YAZILI PROGRAM” ve “UYGULANAN PROGRAM” KAVRAMLARI AÇISINDAN “SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİ”NİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Kamil YILDIRIM*

Özet

Bu çalışmada, ilköğretim okullarının birinci sınıf öğrencileriyle okuma yazma faaliyetlerini yürüten öğretmenler tarafından kullanılan “Ses Temelli Cümle Yöntemi” dikkate alınarak yazılı program ve uygulanan program arasındaki farklılıklar öğrenilmeye ve değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma evrenini, 2006–2007 öğretim yılında, Ankara, Bursa ve Kahramanmaraş il merkezinde bulunan resmi ilköğretim okullarının birinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem, farklı sosyo-ekonomik düzeyi temsil eden ve rast gele örneklemeyle seçilen 53 ilköğretim okulunda görev yapmakta olan 180 ilköğretim birinci sınıf öğretmeninden oluşmuştur.

Araştırma sonucunda, ses temelli cümle yöntemi açısından “Yazılı program” ile “uygulanan program” arasında farklılıklar tespit edilmiştir. Katılımcıların, ses temelli cümle yöntemi hakkında yeterli ve doğru uygulama bilgisine sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Uygulama açısından en sorunlu noktalar, ilk iki sesten sonra kelime üretimi, ilk cümleyi elde etme aşaması ve açık heceyi elde etme tekniği olarak belirlenmiştir. Yöntem hakkında doğru ve yeterince bilgi sahibi olmamaları, öğretmenlerin yönteme yönelik tutumlarını, olumsuz etkilediği söylenebilir. Öğretmenler, yöntem ile ilgili yeterli ve doğru bir şekilde bilgilendirilmeye ihtiyaç duymaktadırlar.

Çalışma grubunu, 2006–2007 öğretim yılında, Ankara, Bursa ve Kahramanmaraş il merkezlerinde rastgele yöntemle belirlenen resmi ilköğretim okullarının birinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Ankara il merkezindeki 30 ilköğretim okulunda görev yapmakta olan 105 ilköğretim birinci sınıf öğretmeni; Bursa il merkezindeki 16 ilköğretim okulunda görev yapan 50 ilköğretim birinci sınıf öğretmeni ve Kahramanmaraş il merkezindeki 7 ilköğretim okulunda görev yapan 25 ilköğretim birinci sınıf öğretmeni yer almaktadır. İlköğretim okullarının illere göre dağılımı bu çalışmanın ekler bölümünde sunulmuştur.

SONUÇLAR

Araştırma sonunda, STCY açısından yazılı program ve uygulanan program arasında farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Görüşme ve anket bulguları katılımcıların STCY’ni tam anlamıyla kavrayamadıklarını göstermektedir. Uygulama açısından en sorunlu noktalar, ilk iki sesten sonra kelime üretimi, ilk cümleyi elde etme aşaması ve açık heceyi elde etme tekniği olarak sıralanmaktadır. Öte yandan öğretmenlerin büyük çoğunluğu, kelime oluşturmada görsellerden yararlanarak kelimenin tahmin edilmesine ilişkin program bilgisini kavramışlardır. Büyük harflerin, özel isimlerden yararlanılarak tanıtımına ilişkin program bilgisini öğretmenlerin yarıya yakını kavramıştır. Öğretmenlerin çok büyük bir bölümü, STCY’nin odak noktasının ses olduğunu düşünmektedir.

Program tam anlamıyla kavranmadığı gibi programın kendi içinde uygulamaya ilişkin bazı eksiklikler söz konusudur. Giderilmesi gereken eksikliklerin başında dik temel harşerin tanıtımına yönelik yönlendirme ve hazırlık evresindeki çizgi çalışmalarının niteliği gelmektedir. Çizgi çalışmalarının cümle çözümleme yönteminin benimsediği anlayıştan farklı bir anlayışla ele alınması gereklidir. Çünkü STCY’de harflerin yazım becerileri süreç içinde kazanılmaktadır. Bu durumda hazırlık evresinde çizgi çalışmalarının sürece yedirilmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin görüşmelerde işaret ettiği gibi özellikle yazımı zor olan harşere sıra geldiğinde hazırlık niteliğinde çizgi çalışmalarının düzenlenmesi gerekir.

Yalçın (1999, 73) ve Coşkun (2003, 84) tarafından yapılan araştırma sonuçlarında da belirtildiği gibi öğretmenler arasında yönteme ilişkin korku, endişe ve olumsuz duygular bulunmaktadır. Bu sorunun, yeterince uygulama bilgisine sahip olmamaktan kaynaklandığı; uygulama sırasında bilinçli olmaksızın kitaplardaki etkinlikleri yaptıkça yöntemin mantığını kavradıkları anlaşılmaktadır. Yöntemin mantığını ve işleyişini kavrayıncaya kadar geçen sürede yapılan etkinlikler anlamlandırılmamakta; büyük resimdeki yeri görülememektedir. Bu sorunun giderilmemesi halinde yazılı program ve uygulanan program arasındaki farklılık kalıcı hale gelebilir. Programın öngörmediği ancak yanlış uygulamaların öğretmenler arasında kabulünden kaynaklanan yaygın-yanlış uygulama sonucuyla karşılaşılabilir.

Öğretmenler arasında çoğunluk, bu yöntemin yavaş okumaya sebep olacağını düşünürken diğerlerinin yavaş okuma sebebini yöntemden ziyade aile ortamı, okuma materyalleriyle karşılaşma sıklığı ve öğrencinin özellikleri olarak düşünmeleri dikkat çekicidir. Yöntem ile ilgili öğretmenlerin yanı sıra velilerin de bilgilendirilmesi gerekmektedir. Sınıfların kalabalık olması, başka çalışmalar için olduğu gibi STCY’nin uygulanması açısından da önemli bir sorundur.

Okul öncesi eğitim alanların, almayanlara göre hem okumada hem de yazmada daha başarılı olduğu öğretmenler tarafından dile getirilmektedir. Bu durum okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasının önemine bir destek olarak nitelenmelidir.

ÖNERİLER

Sorunun çözümüne yönelik olarak, yöntemin uygulanmasına dönük program ve kılavuzdaki eksiklikler giderilmelidir. Yazmaya hazırlık çalışmaları için ayrılacak zamanın, çözümleme yöntemine göre daha kısa tutulması gerektiği; ses temelli cümle yönteminde özellikle yazımı güç olan bitişik eğik yazı harşerinin tanıtımı öncesinde hazırlık çalışması gerektiği bildirilmelidir. Diğer yandan, bitişik eğik yazı harflerinin, dik temel harf karşılıklarının nasıl tanıtılması gerektiğine ilişkin programda yönlendirme yapılmalıdır.

Yöntemin uygulanmasında görülen önemli hatalardan biri olan açık heceye ulaşma, program açıklamaları doğrultusunda yapılmalıdır. Bu uygulamanın doğru bir biçimde yaygınlaşabilmesi için öncelikle ilköğretim müfettişleri doğru ve yeterince bilgilendirilmelidir.

Öğretmenlerin, yöntem hakkında doğru ve yeterli bilgi edinmesi sağlanmalıdır. Buna yönelik olarak doğru uygulamaların görüntülü örneklerinin verildiği cd’ler hazırlanabilir.

Bu araştırmadan esinlenecek araştırmacıların, kazanımlara yönelik etkinlik üretimi ve uygulanması, ölçme ve değerlendirme amaçlı hazırlanan formların işlevselliği gibi programın diğer boyutlarının kavranma ve uygulanma durumlarını çalışmaları önerilir.

 

Araştırmanın Aslını Millî Eğitim Eğitim Dergisi Sayı 175 Yaz/2007’ de bulabilirsiniz.

 

Ali Hikmet DEMİR

ahdiron4@hotmail.com

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/12/2007 - Araştırmalarım

Kategori: arastirmalar

Tez No

117689

YÖK Tez Merkezinde

Adı / Soyadı

Ali Hikmet Demir

Ankara Üniversitesi

Eğitim Bilimleri Enstitüsü

Yüksek Lisans

Türkçe

İlköğretim öğrencilerinde stres yaratan yönetici davranışları ve öğrencilerin başa çıkma davranışları
The Behaviours of the administrators which make students stressed from the students percpective and way in which the students behave in order to cope with these behaviours in the primary schools

131

2002

İnayet Pehlivan Aydın

Araştırma kent nüfusunun özelliklerini temsil eden bir çevrede yapılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin üçte birinin annesi düzenli bir eğitim görmemiş durumdadırlar.

Öğrencilerde stres yaratan yönetici davranışlarının bireysel boyutla ilgili olanlarından en fazla stres yaratan davranışlar “arkadaşlarınızla kavga ettiğinizde okul yöneticilerinin duyması”, “okul yöneticilerinden herhangi birinin size kızması veya bağırması”, “okul yöneticilerinin öğrenci dövmesi” “arkadaşlarınızın yanında küçük düşürücü sözler söylemeleri” biçiminde sıralanmaktadır. En fazla stres yaratan davranışlar öğrencilerde “orta” derecede strese neden olmaktadırlar. En az stres yaratan davranışlar ise “okul yöneticilerinin aşırı disiplinli davranması”, “okul yöneticilerinin sürekli öğüt vermeleri” ve “okul yöneticilerinin başarısız olmanız karşısında sizinle alay etmesi” biçiminde sıralanmaktadır. En az stres yaratan davranışlar öğrencilerde “az” derecede stres yaratmaktadır.

Öğrencilerde stres yaratan yönetici davranışlarının toplumsal boyutla ilgili olanlarından en fazla stres yaratan davranışlar “okul yöneticilerinin okuldaki davranışlarınız konusunda ailenizle görüşmesi”,  “okul yöneticilerinin öğretmenlerin çalışmalarını yeterince denetlememesi”, “okul yöneticilerinin koyulan kuralların sebeplerini açıklamaması” ve “okul yöneticilerinin bayram, kutlama ve anma gibi törenlerde size görev vermesi”. Bu davranışlar öğrencilerde orta derecede stres yaratmaktadır. En düşük ortalamaya sahip olan maddeler ise “küme veya grupla yaptığınız  çalışmalarınızı kontrol etmesi/izlemesi”, “okul yöneticilerinin öğrencilerle ilgili olarak okulda yapılacak değişiklikler konusunda sizlere danışmaması” ve “yapılacak bir gezide okul yöneticilerinin de sizinle birlikte gelmesi” maddelerinin izlediği görülmektedir. Bu davranışlardan küme veya grupla yapılan  çalışmaların yöneticiler tarafından kontrol edilmesi davranışı öğrenciler tarafından orta düzeyde diğerleri ise az derecede stres yaratıcı olarak algılanmaktadır.

Öğrencilerde stres yaratan yönetici davranışlarının bireysel boyutla ilgili olan davranışlar öğrencilerde en yüksek orta derecede stres yaratırken en düşük az derecede stres yaratmaktadır. Toplumsal boyutla ilgili olan davranışlar öğrencilerde en yüksek orta derecede stres yaratırken en düşük az derecede stres yaratmaktadır. Buna göre her iki boyutta yöneticilerin öğrencilerde stres yaratan davranışları en yüksek orta derecede, en düşük az derecede stres yaratmaktadır.

Stres yaratmayan hiçbir yönetici davranışı yoktur. Yönetici davranışları orta ile az düzey arasında öğrencilerde stres yaratmaktadır. Yönetici davranışları öğrenciler üzerinde stres yaratıcı etkiye sahiptir.

Toplumsal boyutu ilgilendiren davranışlar bireysel boyuta göre daha fazla stres yaratıcı etkiye sahiptir.

Yöneticilerin öğrencilerde stres yaratan bireysel boyutundaki davranışları kız öğrencilerde erkeklere göre daha fazla stres yaratmaktadır.

Yöneticilerin öğrencilerde stres yaratan davranışlarından bireysel davranış boyutundakiler en çok 6. sınıflar tarafından stres yaratıcı olarak algılanmaktadır. Bireysel boyuttaki yönetici davranışları en az 5. sınıflar tarafından stres yaratıcı olarak algılanmaktadır.

Yöneticilerin öğrencilerde stres yaratan davranışlarından toplumsal davranış boyutundakiler en çok 8. sınıflar, en az 5. sınıflar tarafından stres yaratıcı olarak algılanmaktadır.

5. sınıflarla diğer sınıflar arasında anlamlı farklar vardır. 5. sınıftan sonraki sınıflar stres açısından özelliği olan sınıflardır. 6. sınıf ilköğretim öğrencileri için uyum problemlerinin en fazla yaşandığı dönemlerin başladığı sınıftır.

Annenin öğrenim durumu stresi  algılama ve stresle başa çıkma açısından önemli bir yere sahiptir. Yöneticilerin öğrencilerde stres yaratan davranışlarından bireysel boyuttaki davranışları annesi üniversite mezunu olan öğrenciler ve annesi herhangi bir okul bitirmemiş öğrenciler üzerinde en düşük oranda stres yaratmaktadır. Annenin üst düzeyde eğitim alması ile düzenli bir eğitim almaması yönetici davranışlarını düşük oranda stres yaratıcı olarak algılamaya neden olmaktadır.

Yöneticilerin öğrencilerde stres yaratan davranışlarından toplumsal boyuttaki davranışlar annesi üniversite mezunu olan öğrenciler tarafından en yüksek oranda stres yaratıcı olarak algılanmaktadır. Toplumsal boyutla ilgili yönetici davranışları annesi lise mezunu olan öğrenciler tarafından diğer gruplara göre en düşük oranda stres yaratıcı olarak algılanmaktadır.

Yöneticilerin öğrencilerde stres yaratan davranışlarından bireysel ve toplumsal boyuttaki davranışlarını annenin çalışma durumu, baba mesleği, babanın öğrenim durumu, kardeş sayısı ve ailenin gelir durumu açısından öğrenciler benzer biçimde algılamaktadır.

Öğrencilerin strese karşı gösterdikleri başa çıkma davranışlarından aktif başa çıkma  davranışları boyutunda en fazla gösterilen başa çıkma davranışları “anne-babama anlatırım”, “bir arkadaşımla konuşarak dertleşirim”, “itiraz ederim”, “hiçbir sorumluluk almak istemem” ve “onları açıkça eleştiririm “ davranışlarıdır. Bu davranışlar öğrenciler tarafından çok seyrek düzeyinde başa çıkma davranışı olarak gösterilmektedir. En az gösterilen başa çıkma davranışları ise “çevremdeki eşyaları kırarım”, “onlara ya da onlara ait şeylere zarar vermeye çalışırım”, “ikna etmeye çalışırım” davranışlarıdır. Bu başa çıkma davranışları öğrenciler tarafından hiçbir zaman düzeyinde başa çıkma davranışı olarak gösterilmektedir.

Öğrencilerin strese karşı gösterdikleri başa çıkma davranışlarından  pasif başa çıkma  davranışları boyutunda en fazla gösterilen başa çıkma davranışları “yalnız kalmaya çalışırım”, “düzelmesi için dua ederim”, “büyükler daha iyi bilir diye düşünürüm” davranışlarıdır. Bu davranışlar öğrenciler tarafından ara sıra düzeyinde başa çıkma davranışı olarak gösterilmektedir. En az gösterilen başa çıkma davranışları ise “her şeyi boş veririm”, “okuldan uzaklaşırım” ve  “hiçbir şeyle ilgilenmem” davranışlarıdır. Bu başa çıkma davranışlarından “her şeyi boş veririm” davranışının ara sıra düzeyinde diğer davranışlar ise çok seyrek düzeyinde öğrenciler tarafından başa çıkma davranışı olarak gösterilmektedir.

Öğrenciler strese karşı aktif başa çıkma  davranışlarını çok seyrek düzeyi ile hiçbir zaman düzeyi arasında kullanmakta iken pasif başa çıkma  davranışlarını ara sıra düzeyi ile çok seyrek düzeyi arasında kullanmaktadır. Buna göre stresle başa çıkmada pasif başa çıkma davranışları aktif başa çıkma davranışlarına göre daha yüksek derecelerde gösterilmektedir.

İlköğretim öğrencileri pasif başa çıkma davranışlarını aktif başa çıkma davranışlarından daha yüksek oranlarda göstermektedirler.

Kız öğrenciler erkek öğrencilerden daha yüksek oranlarda pasif başa çıkma davranışlarını kullanmaktadırlar.

Yönetici davranışları nedeniyle ortaya çıkan stres durumlarında gösterilen başa çıkma davranışlarından aktif başa çıkma davranışları en yüksek oranda 8. sınıflar tarafından gösterilmektedir. Aktif başa çıkma davranışları en düşük 5. sınıf seviyesinde gösterilirken sınıf seviyesi yükseldikçe aktif başa çıkma davranışlarının gösterilmesi oranı da yükselmektedir.

Yönetici davranışları nedeniyle ortaya çıkan stres durumlarında gösterilen pasif başa çıkma davranışları en yüksek oranda 6. sınıflarda; en düşük oranda ise 8. sınıflarda gösterilmektedir.

Yönetici davranışları nedeniyle ortaya çıkan stres durumlarında gösterilen pasif başa çıkma davranışları diğer gruplara göre en yüksek oranda annesi ortaokul mezunu öğrenciler tarafından gösterilmektedir.

Annesi herhangi bir okul bitirmemiş öğrenciler stres durumlarında pasif başa çıkma davranışlarını diğer gruplara göre daha az göstermektedir. Bu boyutta pasif başa çıkma davranışlarını en fazla kullanan öğrenci grubu ortaokul mezunu anneye sahip öğrencilerdir. Bu yönüyle annesi herhangi bir okul bitirmemiş öğrenciler diğer gruptaki öğrencilerden anlamlı biçimde farklılaşmaktadır.

Yönetici davranışları nedeniyle ortaya çıkan stres durumlarında gösterilen pasif başa çıkma davranışları diğer gruplara göre üst düzeyde gelire sahip ailelerden gelen öğrenciler tarafından daha fazla gösterilmektedir.

Strese karşı gösterilen başa çıkma davranışlarından aktif başa çıkma davranışlarının kullanılmasında cinsiyet, annenin öğrenim durumu, ve ailenin gelir durumu açısından öğrenciler arasında fark yoktur. Hem aktif hem de pasif başa çıkma davranışlarının kullanılmasında annenin çalışma durumu, baba mesleği, babanın öğrenim durumu ve kardeş sayısı açısından öğrenciler benzer biçimde başa çıkma davranışlarını göstermektedirler.

Öneriler

 

Araştırma bulgularına ve sonuçlarına göre geliştirilmiş olan öneriler aşağıda gösterilmiştir.

Okullar insan ilişkilerinin yoğun biçimde yaşandığı yerlerdir. Yöneticiler öğrencilere insan ilişkilerinin gereğini dikkate alarak daha insanca davranmalıdır. Öğrencilerde görülen olumsuz davranışlar fiziksel cezalarla karşılanmamalıdır. Dayak bir eğitim aracı olarak okullarda kullanılmamalıdır.

Okulda insan ilişkilerinin tanınması, geliştirilmesi okul personeli arasında var olan ilişki yapısının tanınması konusunda öğrencilere özellikle 6, 7. ve 8. sınıflara yönelik etkinlik ve bilgilendirme çalışmaları planlanmalı ve uygulamaya geçirilmelidir.

Okul yöneticileri öğrencilerin kişilik sahibi olma yolunda önemli  bir aşamada olduklarını dikkate alarak onlara karşı daha yapıcı, olumlu ve anlayışlı davranmalıdırlar. Özellikle diğer arkadaşlarının yanında küçük düşürücü davranmamalıdır.

Öğrenciler arasında var olan gruplaşmaları, grup davranışlarını normal karşılamalı ve  varolan grup davranışı ve grup normlarını tanımak için öğrencilerle daha fazla bir arada bulunmak için gayret göstermeli.

Öğrencilerin aileleriyle yapılan görüşmelerde öğrencilerin de bulunmasının sağlanması, okul aile iletişiminde öğrencilerin bilgilendirilmesine de önem verilmelidir.

Okul içinde öğrencileri ilgilendiren konularda koyulacak kurallar belirlenirken öğrenci görüşleri de alınmalıdır. Kural koymayla yetinilmeyip kuralların sebeplerinin de açıklanarak öğrencilerin bilgilendirilmesine önem verilmelidir.

Öğretmenlerin sınıf içi eğitim öğretim etkinlikleri ile ilgili yapılacak değerlendirmeler konusunda öğrencilerin de görüşleri alınmalıdır.

Okul idaresi öğrencilerin sorunlarını rahatça dile getirebilecekleri bir hava oluşturmak için onları cesaretlendirmelidir.

Öğrenciler olumlu aktif başa çıkma davranışları kazanmaları ve göstermeleri konusunda eğitilmeli; bu amaçla sosyal aktiviteler düzenlenmeli; rehberlik etkinlikleri planlanarak uygulamaya geçirilmelidir.

Yöneticiler kız öğrencilere yönelik özel rehberlik hizmetleri planlamalı ve uygulamalıdır. Kız öğrencilerde bireysel boyuttaki davranışlara yönelik stresle başa çıkma konusunda yeterlilik kazandırma çalışmaları organize edilmeli. Bu tür çalışmaların organizesinde öğrencilerin de görüşlerine başvurulmalı.

Kız öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri sosyal etkinliklere ağırlık verilmeli. Bu etkinliklere okul yöneticilerinin de katılması sağlanmalı.

Öğrenciler 5. sınıftan 6. sınıfa geçtiklerinde okuldaki işleyiş, okul kuralları, okul işgörenleri ve bu işgörenlerin görev ve rolleri konusunda bilgilendirme çalışmalarına ve okula uyum programlarına yer verilmeli. Bu çalışmalara ve programlara yöneticilerin de katılımı sağlanmalı. Katılan yöneticiler öğrencilerle aralarındaki iletişim kanallarını açık tutmak için çaba göstermelidir.

İlköğretim okul yöneticileri özellikle 6.,7. ve 8. sınıflarla ilişkilerinde daha dikkatli davranmalı, bu sınıflarla diğer sınıfları aynı şekilde değerlendirmemelidir. Bu nedenle de anılan sınıflara yönelik okulda diğer personel tarafından da paylaşılacak  ortak davranış kalıplarının  geliştirilmesi konusunda bilinçli önderlik  yapmalıdır.

Yöneticiler 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik okul aile ilişkileri, okuldaki öğretmen davranışları ve öğretmen çalışmaları, okul kuralları ve sosyal etkinlikler konularında rehberlik çalışmaları düzenleyerek bu öğrencilerle daha sık bir arada bulunmalıdır.

Öğrencilerde görülen eleştirici, sorgulayıcı davranışlar korkutma, cezalandırma gibi davranışlarla köreltilmemeli tam tersine özellikle 6. 7. ve 8.sınıf öğrencileri bu davranışları göstermeleri konusunda cesaretlendirilmelidir.

Öğrencilerin sadece okul içindeki davranışları konusunda bilgi toplanması ile yetinilmemeli öğrencilerin ev, aile ve yakın çevresindeki ilişkileri konusunda da bilgiler toplanmalı ve bu çevrelerin de tanınması yoluna gidilmelidir. Öğrencilerin annelerinin eğitim seviyesi ile ilgili bilgiler toplanarak buna göre öğrencilere yönelik çalışmalar düzenlenmelidir. Öğrencinin annesi ile olan ilişkileri üzerinde daha fazla durulmalıdır. Bu amaçla öğrencilerin anneleri ile sürekli iletişim kurulmalıdır. Bu iletişime öğrencilerin de etkili bir biçimde katılımının sağlanması yolları araştırılmalıdır.

Öğrencilere yönelik çalışmalar planlanırken ailelerin gelir durumuna da dikkat edilerek bu yönde rehberlik çalışmalarına yer verilerek öğrencilerin planlanan etkinliklere gönüllü ve etkin katılımını sağlayıcı özendirici çalışmalar organize edilmelidir.

Okul yöneticileri okuldaki rehberlik işlerini ve öğrenci kişilik hizmetlerini planlarken cinsiyete, aile bireylerinin öğrenim durumlarına, gelir durumlarına göre farklı programlara da yer vermeye, bu tür programlara ve etkinliklere katılım konusunda  öğrencileri yüreklendirmeli, özendirmelidir.

Okul yöneticileri okul rehberlik hizmetleri servislerini kurarken, işletirken ve değerlendirirken öğrenci katılımını daha fazla sağlama konusunda önlemler almalı, bu birimlerin çalışmalarını planlama ve değerlendirme aşamalarında öğrenci temsilcilerinin özellikle 6, 7. ve 8. sınıflardaki öğrencilerin temsilcilerinin katılımını sağlayıcı düzenlemeler yapmalıdır.

Okul yöneticileri okul içindeki öğrenci faktörünü geliştirilmesi gereken bir eğitim materyali olarak değil, öncelikle insan olarak görmeli ve her insan gibi öğrencilerin de pek çok değişik yönde gereksinimlerinin olduğunu kabul etmeli, bu gereksinimlerin tanınması ve giderilmesi gerektiğine inanmalıdır. Yöneticilerde bu inancı uyandırmak, tanıtmak ve geliştirmek konusunda öğrenci kişilik hizmetlerinin bu boyutu üzerinde  durulmalıdır. Yönetici eğitim faaliyetlerinde bu boyutun geliştirilmesi konusuna özel bir önem verilmelidir.

                İlköğretim okul yöneticileri okulda öğrencilerin kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri;  yönetim, eğitim ve diğer personelin etkin katılımına dayalı demokratik bir hava oluşturulması konusunda çalışmalar yaparak tüm kademelerdeki iletişim kanallarını açık tutan bir iletişim yapısı kurmalı ve bu tür bir yapının geliştirilmesinde okuldaki herkesi cesaretlendirmelidir.

 

 

ahdiron4@hotmail.com

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/12/2007 - Kızların Okutulmama Nedenlerine ilişkin Değerlendirme-Şanlıurfa

Kategori: arastirmalar

KIZLARIN OKUTULMAMA NEDENLERİNE İLİŞKİN YAPILAN GRUP TOPLANTILARINDA DİLE GETİRİLEN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİN SIRALANMASI.

I.GRUP:Kamu kuruluşlarının temsilcilerinin önerileri

 

1.Kız çocuklarını devam ettirmek için kızları okutan ailelerin madden desteklenmesi,

2.Kızların çalıştırılmaması için ailelerin bilinçlendirilmesi çalışmalarının yapılması, kız erkek ayrımı yapılmaması gerektiğinin kavratılması,

3.Göçer ailelerin sürekli iskanlarının sağlanması,

4.Dağınık yerleşim yerlerinin toplulaştırılması için çaba gösterilmesi,

5.Toprak reformunun uygulanması, topraksız ailelerin topraklandırılması için çalışmalar yapılması,

6.Aile bilinçlendirilmesi için tüm kuruluşların çalışması,

7.Kızların erken evlendirilmemesi için çaba gösterilmesi,

8.Muhtarlara sorumluluk verilmesi, nüfus kaydı olmayanların kaydı için nüfus cüzdanı olmayanların bir defaya mahsus af edilmesi,

9.Taşıma yapılan hatlarda kız-erkek ayrı ayrı taşınması,

10.222 Sayılı kanunun yaptırımlarının uygulanması,

11.Sosyal desteklerde çocuğunu okula devam zorunluluğu şartı getirilmesi,

12.Kültür merkezlerinin açılması,

13.Kitle iletişim araçları vasıtasıyla eğitim öğretimin önemine vurgu yapılmalı.

I.                   GRUP:Sivil Toplum Kuruluşları/Resmi Kurumlar karması: 

1.Yerleşim dağınıklığı, alt yapı hizmetlerinin götürülmemesi,

2. Yerleşim yerleri arasındaki ulaşım zorluklarının kaldırılması,

3.Taşımalı eğitim maliyetinin fazlalığı, kaldırılması, taşıma sırasında kız-erkek bir arada taşınmasında sorunların varlığı, birim başı maliyet fazla. Kağıt üstünde çok öğrenci taşınıyor gibi görünmekle beraber gerçekte daha az öğrenci taşınıyor. Fazla öğrenci taşınıyormuş gibi ücret ödeniyor.

4.Hutbe ve vaazlarda bu konu üzerinde durulması, imamlardan okullarda yararlanılması,

5.Devam etmeyenlerin devamlarının sağlanması,

6.Kılık kıyafetin serbest bırakılması,

7.Kızlarını okutan ailelerin desteklenmesi,(Kitap, kıyafet vb.)

8.Bayan öğretmenlerin kırsal kesimdeki okullarda görevlendirilmesi,

9.Çiftçi kayıt kriterleri arasına öğrenci okutma durumunun bir kriter olarak alınması,

10.Velilerden anket yoluyla bilgi toplanması,/Neden okutmadıkları hususunda.

11.Bayan yurtları oluşturulması,

12.Kızların okuyacağı YİBO ve PİO’ların kurulması, yaptırılması,

13.Okuma yazma oranı düşük ilçelerin öncelikle eğitim yatırımlarında düşünülmesi,

 

III.GRUP:Basın Kuruluşları, Belediye/Kamu görevlileri karması:

1.Köy muhtarlarının nüfus tescili konusundaki görevlerini yerine getirmelerinin sağlanması,

2.YİBO’ların merkezi yerlere yapılması,

3.222 sayılı kanunun uygulanması için kaymakam ve muhtarların üzerlerine düşen görevleri yapmalarının sağlanması,

4.Öğretmen tatilini bir aya indirerek diğer aylarda öğrencilerin devam durumları konusunda çalışmalar yapmaları için görevlendirilmesi,

5.Köylere evli öğretmenlerin görevlendirilmesi,

6.Bayan öğretmenlerin köylere görevlendirilmesi,

7.Yasal zorunlulukların velilere hatırlatılması,

8.Kız yurtlarının açılması,

9.Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yapılan yardımlarda öğrencilerini okutanlara öncelik verilmesi,

10.Resmi nikahı olmayanların resmi nikah yaptırmaları konusunda çalışmalar yapılması,

11.Bürokratik süreçlerin azaltılması,

12.Eğitim öğretimin önemi konusunda müftülüklerin çalışmalar yürütmesi,

13.Yerel basında eğitim öğretimin önemi üzerine programlar düzenlenmesi,

14.Doktorların muayenehanelerinde okumanın önemine ilişkin levhalar asılması.

 

IV.Kaymakamların Görüşleri:

Yaşanan sorunlar:

1.Çocuk sayısının fazlalığı,

2.Nüfus kaydının sağlıklı olmaması,

3.Çocuk işçiliğinin yaygın olması,

4.Derslik sayısının yetersizliği,

5.Bayan öğretmen ve bayan idareci azlığı,

6.Yolların bakımsız ve kötü olması,

7.Göçerlerin iskan edilmesi problemi,

8.Milli eğitim ve okul yöneticilerinin yerli olması ve kalifiye durumlarının kötü olması,(Yerli yöneticiler sorunlara kanıksamışlar, üstüne gidemiyorlar, görmezden geliyorlar)

9.Yöneticilerin vekil olması,

Öneriler:

1.Sağlık bakanlığına bağlı ana çocuk sağlığı birimlerinin çalışmalarını yoğunlaştırması gerekir,

2.Eğitimin ihtiyaç olduğu bilincinin uyandırılması,

3.Çocuklarını okutmayanların Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yararlandırılmaması,

4.Resmi evliliği olmayanlara Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yardım yapılmaması,

5.Çocuk işçiliğinin önlenmesi için mevzuatın uygulanması

6.Derslik ihtiyacının acilen karşılanması,

7.YİBO ve PİO’lara ağırlık verilmesi, okullarda bayan idarecilere görev verilmesi,

8.Taşımalı eğitim güzergahlarındaki yolların tamiri, bakımı,

9.Göçerlere kalıcı iskan sağlanması,

10.Okul yöneticilerinin atanmalarının rotasyona bağlanması,

V.Milli Eğitim Müdürünün Görüşleri:

1.Rehber öğretmen sayısının artırılması,

2.Sağlık kuruluşlarının etkin bir şekilde bayan-erkeklerin bilinçlendirilmesi için çalışması,

3.Öğretmenlerin yıl ortasında askere alınmaması,

4.Yayınların yerel ve ulusal düzeyde yaygınlaştırılması,

5.Müfettişlerdeki soruşturma görevinin azaltılması, kaldırılması, asli görevlerini yapmalarının sağlanması,

6.Muhtarların iç işleri bakanlığınca etkin bir biçimde kontrol edilmesi,

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/11/2007 - Araştırma özeti 1

Kategori: arastirmalar

İLK OKUMA ÖĞRETİMİNDE SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİYLE ÇÖZÜMLEME YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI ARAŞTIRMASI

(İsmet ŞAHİN, Sibel İNCİ, Hakan TURAN, Özlem APAK tarafından yapılmıştır)

 

Ses Temelli Cümle Yöntemini Uygulayan Öğretmenlerin Sorunlar ve Çözümleri

Konusundaki Görüşleri:

 

Aşağıda listelenen sorunlar, zümre toplantısında bazı öğretmenlerin ifade ettikleri sorunlardır.

• Seslerin tek tek birleştirmeye çalışılması; öğrencilerin önce kelimeyi çözümleyip sonra okumaya geçmesi; eğitim sırasında çoğunlukla ses, hece ve kelime üzerinde çalışılması, kelimelerden yeterince cümle oluşturulup bu cümlelerin okunmaması sonucu, cümleyi bütün olarak algılayamadıkları;

• Kitap ve benzeri materyallerin temel harflerle yazılı olması;

• Seviyeye uygun yeterli materyal olmayışı gibi nedenlerle öğrencilerde okuma hızının yavaş arttığı;

• Sınıflardaki öğrenci mevcutlarının fazlalığının grup çalışmalarını ve başarıyı olumsuz etkilediği;

• Az da olsa öğrencilerden bazılarının okuma sırasında heceleri bölerek okuduğu;

• Önemli bir sorun olarak görülmese de bazı öğrencilerin satır sonlarına sığmayan kelimelerde kelimeyi uygun yerinden bölmeyip heceleri böldüğü belirlenmiştir.

 

Çözüm önerisi olarak:

• Kaynak eksiğinin giderilmesi;

• “Ses Temelli Cümle Yöntemi” ile hızlı okuma becerisini kazanılması için; etkinlikler sırasında ses, hece ve kelime yanında, cümlelerin de daha fazla kullanılması; verilen seslerden oluşturulan hecelerden kelimeler, kelimelerden de kısa (iki-üç sözcük içeren) cümleler oluşturulması, oluşturulan cümle ve kısa metinlerin okutulması ve yazdırılması, böylece öğrencinin bakış açısının daralmasının önlenmesi,

• Özellikle hatalı davranışların pekiştirilmemesi için aceleci davranılmaması, doğruluk ve güzelliğin hız için feda edilmemesi,

• Önümüzdeki öğretim yıllarında okuma-yazma becerisinin kazandırılması yönünde sorun yaşanmaması ve en üst düzeyde başarı elde edilebilmesi için 1. sınıfı okutacak öğretmenlerin “Okuma ve Yazma” konusunda hizmet içi eğitimden geçirilmesi gerekmektedir.

VI. Sonuç ve Öneriler

Çözümleme yöntemi dünyada olduğu gibi ülkemizde de uzun müddet en iyi yöntem olarak tanıtılmış ve kabul edilmiştir. Bu yönteminin aniden değiştirilmesi tüm öğretmen ve eğitimcilerde bir şaşkınlık ve şüphe yaratmıştır. Ancak uygulamalar sırasında öğretmenlerin rahatladığı ve yeni yöntemi benimsediği zümre toplantılarında gözlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen bilgiler ve bulgular da bu doğrultudadır. Öğretmenler okuma anlama, erken okuma, okumaya toplu geçme, telaffuz, yaratıcılık, kendini ifade etme becerisi açısından ses temelli cümle yöntemini büyük çoğunlukla daha olumlu bulmuşlardır. Sadece okuma hızı açısından çözümleme yöntemi daha etkilidir; ancak normalin üstünde hızlı okuma ilköğretim 1. sınıf öğrencileri için öncelikli davranış olarak görülmemektedir.

Okuma testi bulguları da benzer sonuçlar vermiştir. Ses temelli cümle yöntemiyle okuma öğrenen öğrenciler çözümleme yöntemiyle öğrenen öğrencilere göre daha yavaş okumalarına rağmen daha iyi anlamaktadırlar. Ekleme hatasını daha fazla yapmakta ancak diğer tüm hata türlerinde aralarında bir fark gözlenmemektedir. Bunlara ek olarak çözümleme yöntemiyle okuma öğrenen öğrenciler içerisinde “çok yavaş” olarak sınıflanan öğrenci sayısı anlamlı derecede fazladır.

Çok yaygın olmasa da ses temelli cümle yönteminde cümleyi bütün olarak algılama da, seviyeye ve yönteme uygun kaynak kitap ve benzeri materyal olmadığı için okuma hızında sorunlar yaşandığı belirtilmektedir. Ayrıca, sınıflardaki öğrenci mevcutlarının kalabalık olması alıştırma ve uygulama imkânlarını sınırlamaktadır. Az da olsa bazı öğrencilerin okuma sırasında heceleri bölerek okuduğu ve satır sonlarına sığmayan kelimelerde kelimeyi uygun yerinden bölmeyip heceleri böldüğü gözlenmektedir.

Gerek literatür taraması, gerek öğretmen görüşleri gerekse okuma testi sonuçları ses temelli cümle yönteminin çözümleme yönteminden daha kötü veya olumsuz bir yöntem olmadığını göstermektedir. Şenel’in de (2004) belirttiği gibi hiçbir yöntem mükemmel değildir. Ses temelli cümle yöntemi hakkında da eleştiriler olacaktır. Bununla birlikte, zaman içerisinde öğretmenler bu yöntemi tekrar tekrar uyguladıklarında, öğretmenlerin yeterlilikleri ve yöntemin etkililiği de artacaktır.

 

Araştırmanın Aslı İçin:

Millî Eğitim Dergisi Sayı 171 Yaz/2006

 http://yayim.meb.gov.tr/e-dergiler.htm

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Egitim konusunda konusmak isteyen herkesle bulusmak dilegiyle.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Sayfamız 1
Yazılarım
My facebook
Blog 2
Örnek Site1
urfaeğitim

Kategoriler

Arkadaşlar

bilgisayaregitimlerimiz
nilufer29
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |