Egitim platformu

• 27/6/2008 - Eğitim, Gelişim Süreci ve Yaygınlaştırılması

Kategori: EgitimTarihi

Eğitim faaliyeti insanlığın var olduğu andan itibaren hep vardı. Bundan sonra da hep olacak. Ancak geçmişte var olan eğitimin niteliği ile bugünkü var olan eğitimin niteliğinin aynı olduğunu düşünmek doğru olmaz. Geçmişten bu güne öğrenen öğreten diye iki grup vardı. Geçmişteki eğitimin niteliği daha çok bireysel çabalara bağlı idi. Usta çırak ilişkisi ile ve birebir gösterip yaptırma, gözleyip öğrenme, deneme yanılma gibi değişik teknikler kullanılarak eğitim faaliyetlerine yer veriliyordu. Bu faaliyetler dünya üzerindeki insanın sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik yaşam biçiminde ortaya çıkan köklü değişikliklerin bir sonucu olarak zamanla şekil değiştirmek zorunda kaldı. Önceleri özel ilgi duyan kişilerin sahip oldukları maddi zenginlikleri kullanarak kurdukları vakıf türü kuruluşlar bünyesinde o günün şartlarında kendini yetiştirmiş, bilgili kişilerin bulunup getirtilmesi, istihdam edilmesi ve uygulanacak programın içeriğinin de özel istekler doğrultusunda belirlenmesi ile başlanıp sürdürülürken zamanla bu sistem toplumun, bireyin ihtiyaçlarını karşılamaz hale gelince zorunlu olarak şekil değiştirdi.

Eğitim faaliyetlerinin şekil değiştirmesi bir anda ve tüm dünyada aynı şekilde ortaya çıkmış değil. Her toplumun sahip olduğu kültürel, tarihi, sosyal ve siyasal geçmişin özelliğine göre bu değişim farklı olmuştur. Önceleri kişilerin inisiyatifine bağlı olarak toplumun belli bir kısmını dikkate alan eğitim faaliyetleri zamanla toplumun tüm kesimlerini ve kişilerden bağımsız olarak merkezi hükümetlerin kontrolünde yapılır hale gelmiştir. Bireysel taleplere bağlı olarak yapılan faaliyetler zamanla kitlesel bir boyut kazanma yanında isteğe bağlılığın da kalktığı, bir bakıma toplumsal bir zorunluluk haline dönüşmüştür. Eğitimin zorunlu ve kitlesel bir özellik kazanması öncelikle batı toplumlarında ortaya çıkmıştır. Sanayi inkılabının getirdiği hızlı üretim teknikleri fabrikasyon üretimini bu da makineleşmeyi getirmiştir. Makineleşme, fabrikasyon üretimi gibi yeni üretim ilişkileri eskiden beri getirilen alışkanlıklardan farklı yeni yeteneklere ihtiyaç duymuştur. Bu yeni yeteneklerin de ancak eğitim faaliyetleri ile kazanılabilir olduğu anlaşılınca eğitim hızla batı toplumlarında yaygınlaşmıştır. Eğitimin nicelik itibariyle yaygınlaşması yanında nitelik itibariyle de çeşitlendiğini öncelikle yine batı toplumlarında görmekteyiz. Sanayileşme, fabrika üretim teknikleri insanları hızla kırdan kente göçe zorlarken insan gücüne duyulan büyük ihtiyacın bir sonucu olarak erkekler kadar kadın gücü de iş hayatına girince çocukların özellikle de küçük yaştaki çocukların bakımı sorunu ortaya çıkmış bu sorun okul öncesi eğitim kurumları ve kreş türü yerlerin yaygınlaşması ile aşılmıştır. Batı toplumlarında bir çok eğitim problemlerinin bu gün çözülmüş olmasının en önemli nedenlerinden birisi on sekizinci yüzyılda yaşanan sanayi inkılabı olarak görülebilir. Geçmişte yaşanan günlük toplumsal sorunlar zamanla çözümlerini de zorlamıştır.

Kendi toplumumuz için var olan bu günkü eğitim problemlerinin bir çoğunun hala çözülememiş olmasının bir çok değişik nedenleri yanında batının yaşadığı sanayileşme tecrübesini yaşamamış olmamız da önemli bir neden olarak görülebilir. Bizde eğitimin yaygınlaşmasına dair halen önemli sorunlar yaşanmaktadır. Okul çağında olup da kayıt edilemeyen öğrencilerin bulunması, dünyanın tamamen çözdüğü ilköğretim veya temel eğitim sorununun ülkemizde halen çözülememiş olması eğitimin niteliğinin geliştirilmesinin önünde önemli bir engel olarak durmaktadır. Niteliğe dair değerlendirmeler yapamamanın en önemli nedenlerinden birisi bu temel düzeydeki sorunlarımızı çözememiş olmamızdır.

Bu temel sorunların çözümünde herkese büyük görevler düşmekle birlikte öncelikle eğitim sistemini yönetme görevini üzerinde bulunduranlarda daha öncelikle işler, görevler düşmektedir. Eğitim sistemi devletin bir görevi olarak tekele alınınca zorunlu olarak çözümler de bu tekelden beklenmektedir. Dolayısıyla eğitime hükmetme gücüne sahip olanların uzun dönemli planlama çalışmalarına önem vermeleri gerekiyor. Hızlı nüfus artışının yaşandığı yerlerde eğitim ihtiyacı çok önceden öngörülerek önlemler alınmalıdır. Bu aşamada eğitim sistemine etki etme gücüne sahip siyasal, bürokratik kadrolara da önemli görevler düşmektedir. Toplumsal hayatı her yönüyle kontrol etme gücüne sahip olan örgütler eğitimin önünde engel oluşturan alanları takip etme, engelleri ortadan kaldırma, eğitimin yönetiminde etkin olan makamları yönlendirme, seçme, geliştirme, değerlendirme çalışmalarına daha fazla özen göstermeleri gerekiyor. 


 
Görüş ve Önerileriniz için…
Ali Hikmet Demir
 ahdiron4@hotmail.com

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/3/2008 - Eğitimin Gelişim Süreci ve Önemi Üzerine

Kategori: EgitimTarihi

Eğitim faaliyeti insana, topluma yönelik faaliyetler olarak tanımlanmaktadır. Bu faaliyetler kendiliğinden toplumsal hayatın içinde oluşan, gelişen, kendi yolunu bulup doğal akışı içinde hareket eden faaliyetler değildir. Topluma hizmet etme amacı güden kurumsal yapılar yani devlet bu faaliyetleri şekillendirmeyi, düzenlemeyi, organize etmeyi, denetlemeyi her zaman istemiştir. Aslında bu yargı içinde bulunduğumuz dönemde yaşananlara bakarak söylemek doğru gibi görünebilir. Ancak toplumsal yaşamın tarihsel bir süreç içinde ele alınması halinde eğitimin çok eski dönemlerden beri devletlerin ilgi alanının merkezinde yer aldığını söylemek imkansızdır. Eğitim önceleri günlük hayat gailesi çekmeyen kişilerin zamanlarını iyi geçirme düşüncesiyle bireysel hobiler olarak giriştikleri kişisel çabalar şeklinde algılanmış. Herkesin günlük yaşayışında ihtiyaç duyduğu, peşinde koştuğu birincil ihtiyaçlardan hemen sonra aklına getirdiği uğraşlar arasında çoğu insan için eğitim sıralamada bile yer almıyormuş.

Toplumsal hayat geliştikçe önceleri yönetim kadrosundakiler okur-yazar, hesap kitap bilir kişilere ihtiyaç duymuş. Zira toplumsal hayatın içinde insanlar arası ilişkileri belli kurallar çerçevesinde yürütmek, hakimiyetini güçlü bir hale getirmek, zenginliğine zenginlik katmak gibi bir takım istek, arzu ve ihtirasların da kamçılamasıyla temel düzeyde de olsa okur-yazar, hesap kitap bilir insanlara gereksinim duyulmuş. Okur yazarlığı aslında sadece yönetici konumundaki kişilerle başlatmak, onlara dayandırmak tek yönlü bir bakış açısı olabilir ve bu da eksik bir bakış açısıdır.  Çok eski dönemlerden itibaren var olan dinlerin de okur yazar, hesap kitap bilir insanların oluşmasına, çoğalmasına katkı sağladığını söylemek mümkündür. Geçmişten bu güne gelen insanlığın kazanımlarını topluca medeniyet diye niteleyenler bu kazanımların edinilmesinde bir çok unsur arasında dini de ön sıralarda saymaktadırlar. Dinlerin etkisi, yönetim mekanizmalarında bulunan kişilerin hakimiyetlerini sürdürme düşüncesiyle yavaş yavaş yaygınlaşan basit düzeydeki eğitim faaliyetleri toplumdaki maddi yönden zengin olan kesimlerin kendileri ve çocukları için de güzel bir zaman geçirme aracı haline gelmiş ve gittikçe toplum katmanları arasında yaygınlaşmaya başlamış. Devletin etki alanı genişledikçe eğitilmiş insana olan ihtiyaç da artmış bunun sonucunda bu hizmetlerin karşılanmasında kullanılacak kişileri yetiştiren okullar açılmaya başlanmış. Aynı şekilde dinlerin yaygınlaşmasıyla da dinin yayılmasını kendine uğraş alanı seçen kişiler de yine eğitilmiş insan yetiştirme düşüncesiyle okullar açmış, kurumlar oluşturmuş. İnsandaki öğrenme ve merak duygusunun güçlü etkisiyle araştırma, sorgulama, geleceğe eser bırakma gibi insani güdüler, düşünceyi var olmanın olmazsa olmaz bir gereği olarak gören filozofların varlığı, farklı düşünce ekollerine sahip olanların giriştikleri fikir tartışmaları eğitime olan talebi zamanla daha da arttırmıştır. Gelişen teknolojiyle birlikte eğitim imkanları da zamanla kolaylaşmış artık eğitime ulaşmak için yürünen yol, girişilen mücadele daha da kolaylaşmıştır. Özellikle matbaanın icadı bu konuda hatırlanması gereken önemli kilometre taşlarından birisidir. Bütün bu etkenlere rağmen eğitimin toplumun büyük kesimleri için temel bir ihtiyaç haline gelmesi ancak 18. yüzyıllarda olmuştur. Eğitimin kitlesel bir düzeyde yaygınlık kazanması özellikle sanayi inkılabı sonrasında batıda, Avrupa’da görülmüştür denebilir. Makinenin icadı, makinelerin üretimde kullanılmasının öğrenilmesi, fabrikaların kurulması, karmaşık iş ortamlarının doğmasına yol açmıştır. Makineleşme, fabrikaların yaygınlaşması eğitimli insan gücüne olan ihtiyacı daha da arttırınca eğitim toplumsal yaşamda önemli bir unsur haline gelmiştir. Bu andan itibaren de devletin önemli görevleri arasında eğitim de katılmıştır. Ardından eğitime siyasal, sosyal, kültürel işlevler de yüklenmeye başlanmış ve merkezi bir anlayış tarafından kontrol edilmesi gereken toplumsal yaşamın sürekliliğini sağlamada hayati bir araç haline dönüşmüştür.

Eğitimin geçirdiği tarihi süreç toplumdan topluma farklılıklar göstermiştir. Tüm toplumların geçirdiği süreci bir yazı çerçevesinde ele almak imkansızdır. Ancak genel anlamda bakıldığında ülkemizi doğrudan veya dolaylı şekilde etkileyen toplumsal tarihi süreci bu şekilde özetlemek mümkündür.

Eğitimin sahip olduğu gücün farkına varan toplumsal gruplar arasında eğitim bir mücadele alanı haline de gelmiştir. Zira eğitimle toplumu oluşturan bireylerin zihin yapıları, düşünme biçimleri, düşünmede kullanacakları yöntem ve tekniklerin mahiyeti, kullanılacak araç gereçlerin nitelik ve niceliği, dünyaya bakışı, bireyin yaşamında kullanacağı hemen her değer eğitimle verilmeye, şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Yarınların toplumunu inşa etmeyi düşünenler bu günden önlemler almanın gereğine inanmakta bunun da ancak bu günün küçüklerini istenen niteliklere sahip hale getirmekten geçtiğini görmekte ve bunu sağlamanın yolu olan eğitime etki etmeye çalışmaktadırlar. Bu bilinçle hareket eden düşünce sistemleri eğitimi ele geçirilmesi gereken ilk araçlardan birincisi olarak görmektedirler. Eğitimin önemini çok önceden kavramış olanların ülkemizde giriştikleri mücadeleyi ve yaşananlara dair değerlendirmeler eğitim tarihimiz içinde de önemli bir yer işgal etmektedir. 

 

Soru ve önerileriniz için…

           Ali Hikmet DEMİR

         ahdiron4@hotmail.com

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Egitim konusunda konusmak isteyen herkesle bulusmak dilegiyle.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Sayfamız 1
Yazılarım
My facebook
Blog 2
Örnek Site1
urfaeğitim

Kategoriler

Arkadaşlar

bilgisayaregitimlerimiz
nilufer29
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |